Brugada Sendromu Nedir?

Ani Kalp Durması
Brugada sendromu, kalp hücrelerinin içerisindeki sodyum iyonların akışını sınırlayan ve nadiren kalıtımsal olarak görülen bir kalp ritim bozukluğu hastalığıdır. Bu hastalığın görüldüğü bireylerde kalpteki elektriksel uyarıların kalp ritmini sürekli olarak bozması, kişinin yaşamını tehdit edecek seviyeye ulaşabilir ve hasta ani kalp durması sonucu yaşamını yitirebilir.

Brugada sendromu kalbin yapısını etkilemez. Bu rahatsızlık daha çok Güneydoğu Asyalı genç ve orta yaşlı erkekleri etkileyen bir kalp problemidir. Ancak dünyanın diğer bölgelerindeki erkeklerde de nadir de olsa görülmektedir.

Brugada Sendromu Belirtileri?

Brugada sendromunun en büyük belirtisi, kalp ritmindeki dengesizliğin neden olduğu bayılmadır. Ancak hastalığın tek belirtisi bu değildir. Buna ek olarak, nabzın genel olarak yüksek olması ve geceleri kalp çarpıntısıyla irkilerek uyanmak da belirtilerden bazılarıdır.

Brugada Sendromu Nasıl Teşhis Edilir?

Hastalığın teşhis edilmesi biraz zordur. Öncelikle bir EKG kontrolü yapılması gerekir. Brugada sendromunun EKG üzerindeki dalgaları oldukça belirgin olabilir. Fakat bazı EKG’lerde bu dalgalar sürekli, kesik kesik ya da belirsiz olabilmektedir.

İnisyal EKG üzerinde farklılıklar görülmüyorsa, daha derinlemesine bir test olan ilaç testi yapılır. Bu test genellikle, oluşabilecek riskli bir duruma karşı, yoğun bakım ünitelerinde yapılır. Testte hasta bir sedyede yatarken, kalp ritimlerini kontrol için monitöre ve EKG cihazına bağlanır. El üzerinden damar yolu açılır ve ilaç verilmeye başlanır. İlaç verilirken dakikada bir kez EKG çekilir. Toplamda 6 EKG çekilir ve bu esnada kalp ritmi monitörden de kontrol edilir. Testin sonunda doktor 6 EKG’yi karşılaştırır ve hastada Brugada Sendromu olup olmadığını kesin bir şekilde tespit eder.

Brugada Sendromu’nun Tedavisi Mümkün müdür?

Brugada Sendromu tedavisi mümkündür. Bu hastalığa sahip olan biri ya da geçmişte ani kalp durması yaşamış bir kişi yüksek risk grubunda olduğundan bu hastalara doktorları tarafından kardiyoverter diffibrilatör yani kalp pili takılmasını önerebilir.  Kalp pili yardımıyla Brugada sendromu olan bir hasta hayatına kaldığı yerden devam edebilir. Eğer ilaçlı test sonucu Brugada sendromuna rastlanmadıysa fakat bir aritmi varsa, doktor ilaçlı tedavi ya da takılan 24 saatlik holterin sonucuna göre sıcak ya da soğuk ablasyon tedavisi önerebilir.

   
Devamını oku...

Kedi Davranışlarının Anlamları

Tuhaf kedi hareketleri
Kedi davranışlarının anlamları denildiğinde birçok kişinin aklına sahip oldukları kedilerinin ilginç ve bazen de garip davranışları gelecektir. Bu davranışlara birçok hayvan sever kendince bir anlam yüklese de aslında tüm hayvanlarda olduğu gibi kedilerinde genelleşmiş ve artık anlamları kesinleşmiş davranış ve hareketleri vardır. Örneğin bir kedi sırtını yukarı bükerek kamburunu çıkarırsa bu, kedinin o an asabi olduğunun ya da savunmaya geçtiğinin bir işaretidir. Kedilerin vücut dili hakkında konuşmak bazı genel hareketler için mümkün olsa bile, nadir yaptıkları bazı hareketlerin anlamlarıysa hala tartışılmaktadır. Şimdi gelin hep birlikte kedi davranışlarının anlamlarına bakalım:
  1. Kuyruğun Dik Olması: Eğer kedinin vücudu gerilmiş değilse fakat kuyruğu yukarıya doğru dik bir şekilde duruyorsa, bu kedinin keyifli olduğunun ve oyun modunda olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır.
  2. Kuyruğun Bacakların Arasında Olması: Bir kedi aşırı biçimde korkmuşsa, kuyruğunu arka bacaklarının arasında tutar. Bu harekete çoğu zaman kulakların kafasının arka yönüne doğru yassılaşması da eşlik eder. Kediler hassas sinirlere sahip canlılardır ve aşırı stresli durumlarda kediler de aşırı gergin olurlar. Eğer bir kedi bu hareketleri yapıyorsa, aşırı gergin ve korkmuş demektir. Bu durumun üstesinden gelmenin en iyi yolu kediyi bir süre yalnız başına bırakmaktır.
  3. Mobilyalara ve Bacağa Sürtünmek: Kendi alanını idrarını bırakarak işaretleyen köpeklerden farklı olarak, kedilerin kendi bölgelerini belirleme yollarından bir tanesi sürtünmektir. Ayrıca sürtünme hareketi onların kendilerini evlerinde hissettiklerini göstermesinin yanı sıra, rahatlatmak için de eşyalara kokularını bırakırlar. Buna ek olarak, kedilerin insanların bacaklarına sürtünmesi ise dikkat çekmek ve arkadaşlıklarını göstermek istediklerinin de bir göstergesidir.
  4. Sırt Üstü Yuvarlanmak: Bir kedinin karnını göstererek sırt üstü yuvarlanması, bulunduğu ortamda oldukça rahat hissettiğinin ve çevresindekilere tamamıyla güvendiğinin bir işaretidir.
  5. Kedinin Tıslaması: Kediler genellikle kendilerini köşeye sıkışmış hissettiklerinde ve kendilerini savunmaya hazırlandıklarında bu tıslama sesini çıkarırlar. Bu nedenle, eğer bir kedi tıslıyorsa agresif ve savunmacıdır.
  6. Başını Yere Eğerek Öksürmek: Kediler çoğunlukla tüy yuttuklarında, yuttukları tüyü çıkartmak için bu hareketi birkaç defa tekrarlarlar. Bu hareket bir hastalık belirtisi olmadığı gibi kedinin tüyü atarak rahatlamak için yaptığı normal bir harekettir.
  7. Kulaklarını Geriye Yatırması: Bu hareket ise, kedilerin çoğunlukla zor durumda olduklarında yaptıkları harekete eşdeğer bir harekettir. Eğer bir kedi kulaklarını geri yatırmışsa, bu yapacağı şeyin güvenli olmaması ya da riskli olmasından kaynaklanır ve kedinin içinde bulunduğu durumu irdelediğini ve de sonraki adımını planladığını gösterir.
  8. Halı Ya da Mobilyaları Tırmalamak: Kediler özellikle kâğıdı tırmalamayı severler ve kedi kumu kaplarına yeni bir şekil verip veremeyecekleri anlamak isterler. Bu nedenle bir yerleri ya da kağıdı tırmalamak onlar için çok eğlenceli bir harekettir. Ayrıca bir kedi uzun zaman boyunca ihmal edilirse ve onunla ilgilenilmezse de bu tür davranışları sergileyebilir.   


Devamını oku...

İshale İyi Gelen Yiyecekler

İshal
İshal, günlük hayatımızda çeşitli nedenlerden dolayı oluşabilecek ve bazen bizi zor durumlara sokabilecek bir rahatsızlıktır. İshale iyi gelen yiyecekler nelerdir? dediğimizde çoğumuzun aklına ishalin etkilerini azaltabilecek birçok yiyecek ismi gelebilir. Ancak ishal olduğumuzda hastalığın şiddetini arttırabilecek ve ishale iyi gelmeyen yiyecekler de bulunmaktadır.


İshal Nedir?

İshal, bağırsak hareketlerimizin katıdan sıvı hale dönmesi durumudur. Bu hastalık dünyanın her yerinde yaygın olarak görülen bir rahatsızlıktır ve bir kişide her sene birden fazla kez görülebilir. Ayrıca ishal, 3 günden fazla da sürmez.

Crohn hastalığı ya da irretabl bağırsak sendromu gibi kronikleşmiş hazım hastalıkları bulunan insanlar ishale diğer insanlara nazaran daha sık yakalanabilirler.

Akıcı veya sıvımsı dışkıya ek olarak ishal kramplar, bulantı, kusma, ateş, midede şişkinlik ve ağrı gibi diğer sindirimle ilgili belirtileri de gösterebilir.

İshal olan bir kişi için en önemli şeylerden biri beslenmedir. Bu kişinin yediği bazı yiyecekler ishalin durumunu iyileştirirken, dikkat edilmezse, diğer yiyecekler ise ishalin şiddetini daha da arttırabilir.

İshalken Yenmesi Gereken Yiyecekler Nelerdir?

Yumuşak Gıdalar

İshal olan bir kişi, bağırsak hareketlerini yeniden düzene sokabilecek ve dışkının katılaşmasına yardımcı olabilecek olan hafif ve yumuşak gıdalar tüketmelidir. Bu hafif ya da yumuşak gıdalar:
  • Muz
  • Yulaf ezmesi ya da pirinç püresi
  • Elma püresi
  • Ekmek içi veya tost
  • Haşlanmış patates
  • Baharatsız krakerler  

ishal bağırsak

Probiyotikler

Yoğurt ve kefir gibi probiyotik gıdalar, bazı durumlarda sindirim sistemimizin düzenlenmesine yardımcı olabilmektedirler. Probiyotikler, gıdaların dengesini iyileştirerek hazma yardımcı olurlar ve bağırsakta kötü bakterilerin gelişmesini önlerler.

İshale İyi Gelen İçecekler

İshalken sıvı alımı hayati öneme sahiptir. İshal olan bir kişi gün içerisinde bol miktarda su almalıdır. Bol miktarda su içmek, dehidrasyon ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olmaktadır. Ancak ishal olduğumuzda vücudumuz su kadar mineral ve elektrolitte kaybeder. Bundan dolayı, ishal olan 
kişiler mineral ve elektrolit içeren sıvı maddeleri tüketmeye çalışmalılardır.

Mineral Ve Elektrolit Bakımından Zengin Kaynaklar:
  • Şehriye çorbası
  • Hindistancevizi suyu
  • Elektrolitli su
  • Sporcu içeceği

İshalken Yenmemesi Gereken Yiyecekler

  • İshalken tüketilen birçok yiyecek ve içecek sindirim sistemini azdırabilir ve ishali daha da şiddetli bir hale sokabilir. Bu gıdalardan bazıları şöyledir:
  • Baharatlı gıdalar
  • Kızarmış ve yağlı yiyecekler
  • Şekerli ve yapay tatlandırıcılı ürünler
  • Soğan, sarımsak, paketlenmiş gıdalar, çiğ sebzeler
  • Karnabahar, brokoli ve lahana gibi aşırı gaz içeren gıdalar
  • Turunçgiller
  • Yağlı et, sardalya ve domuz eti gibi yağlı etler

İshalken İçilmemesi Gereken İçecekler

Kafein içeren içecekler olan çay, kahve ve kola gibi içecekler sindirim sistemimizi aşırı uyarabileceğinden ishalin şiddetini arttırabilirler. Bunun yanı sıra, karbonatlı içecekler de şişkinlik ve kramp gibi diğer belirtilerin görülmesine neden olabilirler. Son olarak unutmamak gerekir ki, ishalken asla alkollü içecek de içmemeliyiz.


Devamını oku...

Neden Esneriz?

Aşırı Esneme
Neden Esneriz?
Esnemek, hem insanlar hem de hayvanlarda görülen bir eylemdir. Peki, esnemenin nedenleri nelerdir? Esnemek, reflekssel bir eylemdir. Kulak zarımız, ciğerlerimize hava dolmasıyla eşzamanlı olarak gerilir ve bunu nefesin verilmesi takip eder. Bazen bu nefes alıp verme süreci güçlü bir sözsüz mesaj olabilir ve duruma bağlı olarak birden fazla anlama gelebilir. Dolayısıyla neden esneriz? Sorusunun aslında birden fazla yanıtı vardır denebilir.

Hayati Bilgiler
Esnemek, ağzımızı açmamıza ve derince nefes almamıza neden olan ve istem dışı olarak gerçekleşen bir eylemdir. Esneme eylemine istem dışı denmesinin en büyük nedenlerinden biri olarak ise anne karnında geçirdiğimiz süre içerisinde dahi esnememizdir. Bazı araştırmalara göre, cenin 11 haftalıkken bile esneyebilmektedir.

İnsanların esnemesinin nedenleri üzerine birçok teori bulunmaktadır:

Fizyolojik Teori: Bu teoriye göre, vücudumuz esneme sırasında bedenimize daha fazla oksijen alır ve oluşan karbon dioksiti dışarı atar. Aslında bu teori, kalabalık şekilde oturduğumuzda niçin daha sık esnediğimizin de açık bir göstergesidir. Çünkü özellikle kapalı ortamlarda, ne kadar çok insan varsa ortamdaki karbondioksit üretimi de artacaktır. Böylece vücudumuz, esneme yoluyla, içeriye daha çok oksijen alarak karbondioksiti dışarıya atmayı dener.

Beyin Soğutma Teorisi: Bu kurama göre, beynimiz aşırı ısındığından kendisini rahatlatmak ve soğutmak amacıyla esnememize neden olur. Büyük ihtimalle hayvan ve insan beyni bu özelliği, kendisini rahatlatmak için, binlerce yılda edinmiştir.

Evrim Teorisi: Bu teoriye göre atalarımızın, düşmanlarını korkutmak ve dişlerini göstermek için esneme eylemini kullandıklarıyla ilgili birçok düşünce silsilesi vardır. Bu teoriye benzeyen bir başka teoriye göre ise, bu hareket şu an uygulamakta olduğumuz aktivitelerde değişime sebep olan ve ilk insanlardan bize kadar ulaşmış olan bir eylemdir ve uyanık kalmak için istem dışı olarak kullanılmaktadır.

Can Sıkıntısı Teorisi: Bazı sözlüklere göre esneme, can sıkıntısı, yorgunluk ya da uyuklamadan kaynaklanan bir eylemdir.

Esnemek Neden Bulaşıcıdır?
Birisinin esnemesinin ardından bir başka kişinin de esnediğini hiç gördünüz mü? Yapılan çalışmalara göre, birinin esnediğini gördüğümüzde 5 dakika içinde diğer insanlarında esneme oranı yaklaşık % 55’tir. Bunun nedeniyle ilgili olarak yapılmış olan bazı çalışmalarda bu hareket empatinin bir işareti olarak açıklanmaktadır. Geçmişte, atalarımızın birbirlerine işaret veya mesaj vermek için kullandıkları bir işaret olan ve günümüzdeyse bulaşıcı bir hareket olarak görülen esneme, aslında on binlerce yıl önce yaşamış atalarımızdan bize ulaşmış bir mirastır. Esneme üzerine yapılmış olan bir sosyal deneyde, otistik ve otistik olmayan bir grup çocuk aynı ortama toplanmıştır. Esneme eylemine şahit olan bu iki grup arasında, otistik çocukların diğerlerine göre çok daha az esneme hareketi gerçekleştirdikleri görülmüştür. Bu durum otistik çocukların empati eylemini çok zor gösterdiklerini kanıtlamaktadır.

Esnemenin Yorgunlukla Bağlantısı Nedir?
Yorulduğumuzda ya da kendimizi aşırı stres altında hissettiğimizde çok fazla esnediğimizi birçoğumuz fark etmişizdir. Bunun nedeni, bir kişi ağır depresyondayken ya da aşırı yorgunken derin beyindeki ısı artışıdır. Esneme, beynin soğuyarak rahatlamasını sağlar. Aşırı esneme aynı zamanda, beynin rahatlama problemi olduğunun da bir göstergesi olabileceğinden, inmenin de bir sinyali olabilir.


Devamını oku...

Boyun Tutulması Nasıl Geçer?

Boyun ağrısı
Boyun tutulması nasıl geçer? Sorusu çok sayıda kişinin bu rahatsızlıktan şikâyetçi olmasından dolayı, sıklıkla birçok insanın sorduğu sorulardan biridir. Uzun süre bilgisayar başında oturduktan sonra ya da kulaklık olmadan uzun süre başımızı hareket ettirmeden telefonla konuştuktan sonra veya uyurken farkında olmadan yanlış bir pozisyonda uyumuşsak, boynumuzda ve sırt bölgemizde oluşan ağrı veya tutulmalardan muzdarip olabiliriz. Hatta bu ağrılar bazı durumlarda öylesine şiddetli olabilir ki ağrıyan bölgelerde uyuşma hissine dahi neden olabilir. Eğer bu rahatsızlıktan sıkça muzdarip oluyorsanız, endişelenmenize gerek yok; çünkü bu ağrılar aslında normaldir ve her ağrı tıbbi önlemlerin alınmasını gerektirmez. Sırt ve boyun ağrısından kurtulmanın yolları hakkında konuşmadan önce kısaca bu rahatsızlıkların nedenlerine bakmakta fayda bulunmaktadır.

Boyun Tutulması Neden Olur?

Omuzlarımız ve sırtımızda “levator scapula” gibi omuz ve boynumuzu bağlayan kaslar vardır. Bu kaslar, boynumuzdaki ağrılarında oluşmasından sorumludurlar. Bir insanın bu ağrı ya da tutulmalardan şikâyetçi olmasında birkaç neden olabilir. Bunlar:
  • Yanlış pozisyonda uyumak
  • Yüzerken kulaç atmak
  • Uygun olmayan yastıkta uyumak
  • Sürekli yüksek kolçağı olan bir koltukta oturmak
  • Cereyanda kalmak
  • Uzun süre tek omuzla telefonla konuşmak
  • Uzun süre bilgisayar karşısında oturmak

Boyun Tutulması Nasıl Geçer?

Boyun tutulması tedavisi ya da bu ağrıdan kurtulmak için birçok egzersiz vardır. Tabi, öncelikle bir egzersiz uygulanmadan önce mutlaka bir doktora danışmak gerekir. Doktora danışmadan yapılacak bilinçsiz bir hareket kalıcı yaralanmalara neden olabilir.

Bir diğer tedavi, sıcak ya da soğuk komprestir. Boyun tutulmalarında sıcak kompres ağrının azaltılması için kullanılabilir. Eğer bir tür iltihap, yangı ya da kızarma var ise, sıcak kompres yerine buz kompreste uygulanabilir.

Uzun süre bilgisayar karşısında oturmak da boyun ağrısı veya tutulmasına neden olabilir. Bunun olmasını önlemek için, kafamızı gün içinde sağa ve sola döndürmeli ve ardından da öne ve arkaya doğru zorlamadan eğmeliyiz. Bu hareketleri gün içinde birkaç kez tekrarlamalıyız.

Ağrıyan bölgeye kas gevşetici ya da ağrı kesici özelliği olan merhemler de masaj yaparak uygulanabilir. Daha sonrasında ise merhem sürülen bölge bir havluyla sarılmalı ve ağrıyan bölge sıcak tutulmalıdır.

Boyun tutulması ya da ağrı durumunda sıcak duş alarak ağrılı bölge rahatlatılabilir. Sıcak su gerilmiş olan kasların gevşemesine yardımcı olacaktır.

Boyun tutulması nasıl geçer? Sorusuna verilebilecek yanıtlardan sonuncusu ise, yastık değiştirmektir. Eğer kullandığınız yastık sert ise, yastık güneşte havalandırılarak yumuşaması sağlanmalı ya da daha yumuşak bir yastıkla değiştirilmelidir. Şayet boyun ağrınız çok kötüyse, seçiminizi ortopedik bir yastıktan yana da kullanabilirsiniz.
Devamını oku...

Tetik Parmak Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Tetik parmak


Tetik parmak, parmaklarımızın bir veya birkaçının hareket kabiliyetini azaltan bir hastalıktır. Hastalık genellikle parmaklar yumruk şeklinde kapatıldıktan sonra ya da elimizle bir şeyi kavradıktan sonra tekrar ellerimizi açarken bazı parmaklarımızın açılmaması durumu için kullanılan bir ifadedir. Normal durumda parmaklarımız rahatça kapanıp açılır, ama tetik parmak hastalığı olan kişilerde açma kapama hareketi yapılırken ağrı ve ses oluşur. Hastalığın şiddetli olduğu durumlarda parmaklar, içe bükülmüş bir durumda bükülmüş olarak kalabilir. İstatistiklere bakıldığında hastalığın daha çok yüzük parmağı ile başparmağı daha fazla etkilediği görülmüştür. Hatta bazı durumlarda ise her iki eldeki tüm parmaklarda bu hastalıktan etkilenebilir.

Tetik Parmak Hastalığı Neden Olur?

Tendonların görevi kaslarımızı kemiklere bağlamaktır. Parmaklarımız ise, bileklerimizden dirseklerimize kadar olan bölümde kaslarımızı bağlayan çok fazla sayıda tendon içerirler ve bu sayede hareket yetisi kazanırlar. Tendonlarımız, tenosynovium adı verilen bir sıvı kılıf tarafından sarılmıştır. Tenosynovium, parmağımızın hareketi süresince, tendon kılıfının içinde uzanan ve tendonların hareketini kolaylaştıran yağımsı bir sıvı salgılar.

Tetik parmak hastalığı, elimiz ile dirseğimiz arasındaki tendonların tahriş olması ya da iltihaplanması sonucunda meydana gelir. Bu hastalık sonucunda nodül gelişebilir ve tendonlarımız kalınlaşabilir. Ayrıca bu hastalık neticesinde tendon kılıfımız ve tenosynovium çok fazla tahriş olabilir. Ancak şişmiş bir tendon, tendon kılıfının içine hareket etmekte çok zorlanacağından bu durum parmaklarımızın kilitlenmesine ya da kapandıktan sonra açılmamasına neden olabilir.

Tetik parmağının diyabet, gut ve eklem iltihabı gibi iltihaplı hastalıklar ile parmağın aşırı kullanımı gibi çok çeşitli nedenleri olabilir. Ayrıca hastalık tiroit yetmezliği, amiloidoz ve tüberküloz gibi enfeksiyonlardan etkilenen insanların da bu hastalığa yatkın olduğu gözlenmiştir. Çalışmalar göstermiştir ki tetik parmak hastalığının 40-60 yaş aralığındaki kadınlarda görülme ihtimali daha yüksektir. 

Tetik Parmak Belirtileri Nelerdir?

Tetik parmak belirtileri, hastalığın görüldüğü parmakta ağrı, kapanma ve kilitlenme ile başlar. Bazı durumlarda parmak uzun süre boyunca kapanmış olarak kilitli kalabilir ve diğer el kullanılarak yavaşça düz duruma getirilmek durumda kalabilir. Eğer hastalık şiddetliyse, parmak diğer el ile düzleştirildikten sonra bile düz vaziyette kalmayabilir. Tetik parmak hastalığının diğer belirtileri ise, parmakların hareket etmesiyle ve parmağın sertleşmesiyle parmakta hassasiyet ve rahatsızlığın meydana gelmesidir. Ayrıca hastalığın etkilediği parmaktaki eklem yerlerinde de şişme ve yumru görülebilir.


Devamını oku...

Karaciğer Yağlanmasının Belirtileri Nelerdir?

Karaciğer yağlanması belirtileri
Karaciğer yağlanması belirtileri üzerine konuşurken, karaciğerimizin vücudumuz için hayati öneme sahip organlardan biri olduğunu belirtmek gerekmektedir. Karaciğer, her gün safra salgılayarak vücudumuzdaki yağın yakılmasına yardımcı olur. Ayrıca vücudumuzun ısısının ayarlanmasında da etkisi olan bir organdır. Peki, karaciğer yağlanması belirtileri nelerdir?

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde yağ birikmesinden kaynaklanan yaygın karaciğer hastalıklarından bir tanesidir. Bazı durumlarda yaşamsal tehlike yaratmamasına rağmen, bu yağlanma orta ya da şiddetli seviyelere varan komplikasyonlara da neden olabilmektedir. Yağlı gıdaların tüketiminin dışında, aşırı alkol kullanımı gibi çeşitli etkenler karaciğer yağlanmasının görülmesine neden olabilir.

Karaciğer Yağlanması Nedir?

Bu hastalık, adından da anlaşılacağı gibi, karaciğerin normalin üzerinde yağlanması durumudur. Bu durum sonucunda karaciğerdeki yağ miktarı karaciğer ağırlığının %5’i ile 10’u arasında değişirse, karaciğer yağlanması denilen hastalık oluşur. Bu hastalık çoğu durumda herhangi bir belirti vermeyebilir ya da hiçbir komplikasyona neden olmayabilir. Fakat yağ birikmesiyle birlikte karaciğer bazı insanlarda sağlık problemlerine daha meyilli hale gelir. Bunun sonucunda ise karaciğerde karaciğer kanseri, karaciğer yetmezliği ve siroz gibi rahatsızlıklar gelişebilir. Hastalığın yaygın ve orta aşaması “basit karaciğer yağlanması” ya da hepatik steatoz derecesi olarak adlandırılır. Daha kötü olan bir sonraki aşama daha az sıklıkta görülür ve steohepatik olarak isimlendirilir.

Karaciğer yağlanması iki temel kategoride sınıflandırılır: Alkolik ve alkolik olmayan yağlı karaciğer. Alkolik olmayan yağlı karaciğer hiç alkol kullanmayan ya da çok düşük miktarlarda kullanan kişilerde görülen bir hastalıktır. Küçük miktarlarda alkol kullanımı karaciğer hastalıklarına neden olmayabilir, ama aşırı alkol tüketimi karaciğerin çalışmasını yavaşlatır ve karaciğer yağlanmasının görülmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra yapılan çalışmalar genlerin de karaciğer yağlanmasında önemli rolü olduğunu göstermiştir. Yani bir kişide alkolizmin görülme ihtimali genler tarafından belirlenebilir. Alkolizm, bu hastalığın görülme olasılığını artırabilen diğer karaciğer problemleri, obezite ve yağlı beslenme gibi faktörleri bir araya getirmektedir.

Karaciğer Yağlanması Belirtileri Nelerdir?

Karaciğer yağlanmasının her iki tipide farklı şiddette olabilir. Öyle ki basit karaciğer yağlanması hayati risk taşıyan ya da şiddetli belirtilere sahip değildir. Bu tip karaciğer hastalığı, karaciğerde oluşan iltihaplanmayı daha da kötüleştirebilir. Hatta alkolik ve alkolik olmayan steatohepatik olarak adlandırılan karaciğer yağlanmasının oluşumuna neden olabilir. Karaciğer yağlanması bazen yorgunluk, sağ abdominal rahatsızlık, gözlerde ve ciltte sararma ve de ateş gibi belirtilere sahiptir. Steatohepatik, karaciğerde fibrozis ya da yara dokusunun oluşmasına da neden olabilir. Ayrıca sağ alt karın bölgesinde ara sıra ağrı ve yorgunluk dışında bulantı, ciltte soluklaşma (özellikle boyunda ve kolların alt bölümünde), kolay morarma, kanama ve karaciğer büyümesi gibi belirtileri de görülebilir.

Karaciğer yağlanması sonucu ortaya çıkan fibrozisler daha sonra karaciğer kanseri ya da karaciğer yetmezliğiyle sonuçlanan siroz hastalığını daha da kötüleştirebilirler. Yapılan çalışmalara göre, bir steatohepatikin siroza dönüşmesi 8 ile 15 yıllık bir zaman dilimi içinde gerçekleşmektedir. Bu süre zarfında hastalık sarılık, ödem, bacaklarda şişme, özofajal damarlarda kanama gibi belirtilerin oluşmasına neden olabilir. Basit karaciğer yağlanması belirtileri ise hiç fark edilmeyebilir. Karaciğer yağlanmasının bu türü genellikle şans eseri rutin kan testleri sonucu ya da chek-up ile fark edilebilir.   
Devamını oku...

Doğru Nefes Alma Teknikleri Nelerdir?

Yoga
Doğru nefes alma teknikleri üzerine konuşmadan önce, hatalı ya da doğru olmayan şekilde nefes almanın kalp ve damar hastalıkları ile sinir sistemi hastalıklarına neden olabildiğini belirtmek gerekir. Bu yüzden doğal nefes alışımızı doğru bilgilerle yeniden düzenlemek çok önemlidir.

Hepimiz sürekli olarak nefes almamıza rağmen, aslında çok az kişi doğru nefes alma teknikleri hakkında bilgiye sahiptir. Nefes almak, vücudumuzun yerine getirdiği en önemli fizyolojik özelliklerden biridir. Ayrıca doğru nefes almak, yeterli miktarda oksijen almamıza ve enerji seviyemizin daima yüksek olmasını garantiye alır. Bedenimiz ve zihnimiz birbirleriyle bağlantılıdırlar ve nefes için bu ikisi arasındaki köprüdür denilebilir. Bu nedenle, düzenli olarak yaptığımız nefes egzersizleri hem sağlığımız için faydalıdır hem de stres ve anksiyete seviyemizi düşürür. Doğru nefes alma teknikleriyle tüm vücudumuzu gençleştirebilir ve stresin vücudumuzdaki negatif etkilerini de ciddi oranda azaltabiliriz. Nefes alma tekniklerini öğrenmeden önce, günlük hayatımızda normal şekilde nasıl nefes almamız gerektiğine kısaca bakalım.

Nasıl Nefes Almalıyız?

Normal bir nefes döngüsü ritmik, yavaş ve derin nefes alış ve verişlerden meydana gelmelidir.
Öncelikle, ciğerlerimiz ile birlikte karnımızı da genişleterek yavaş ve derince nefes almalıyız.
Omuzlarımız biraz yukarıdayken, göğsümüz ve karnımızı havayla doldurarak başlamalıyız.
Sonrasında ise, aldığımız nefesin tamamını yavaşça vermeliyiz. Böylece doğru nefes döngüsünü tamamlamış oluruz.

Doğru Nefes Alma Teknikleri

Aşağıda söz edeceğimiz nefes egzersizleri en yaygın ve popüler olan Hint yogası teknikleridir. Bu teknikleri her gün doğru bir şekilde ve düzenli olarak yaparsak sağlığımızın, bağışıklık sistemimizin güçleneceğini ve gün boyunca yaptığımız işlerde çok daha canlı ve dinç olduğumuzu fark edeceğiz. 

Akciğer Nefesi

Bu nefes tekniği, ciğerlerimize alabildiğimiz kadar derin nefes alarak yapılır.
  1. Yavaşça derin bir nefes alınarak göğüs tamamen şişirilir. Bu yapılırken omuzlar hafifçe ileri itilmeli ve göğüs ileri doğru bir hareketle şişirilmelidir.
  2. Nefes tutulmadan tamamen dışarı verilir. Bu hareket her tekrarlandığında git gide daha da rahatlama sağlayacaktır.
  3. Bu esnada yüz kaslarına, omuzlara ve kollara aşırı baskı yapılmamalı ve bu bölgeler gergin olmamalıdır.
  4. Başlangıçta bu nefes egzersizi, 6 ya da 8 kez yapılmalı ve zamanla bu sayısı arttırılarak döngü 20’ye kadar çıkarılmalıdır.

Bu nefes tekniği, zihne ve vücuda yenilenme ve enerji sağlamak için oldukça yardımcı olan bir tekniktir ve özellikle ciltle ilgili rahatsızlıkların tedavisinde faydalıdır.

Değişimli Burun Deliği Nefesi

Bu teknik tek seferde bir burun deliğiyle yapılır ve sırayla diğer burun deliğinden nefes verilir.
  1. Başınızın ve boynunuzun rahat olabileceği düz bir yere uzanın. Derin bir nefes verin ve sağ başparmağınızı kullanarak sağ burun deliğinizi kapatın.
  2. Sonrasında sol burun deliğinizden yavaş ve derince bir nefes alın.
  3. Derin bir nefes aldıktan sonra, orta parmağınızı kullanarak sol burun deliğinizi kapatın ve nefesinizi yavaşça sağ burun deliğinizden verin.
  4. Sol burun deliğiniz kapalıyken, sağ burun deliğinizden nefes alın ve şimdi sol burun deliğinizden nefesinizi verin.
  5. Bu egzersizi 6 ile 8 kez aralığında tekrarlayın ve zamanla bu sayıyı gittikçe arttırın.
  6. Son olarak bu egzersize daima sol burun deliğinizle nefes alarak başlamanız gerektiğini unutmayın.

Hint yogasında pranayama da denilen bu nefes egzersizi, sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı ve arıtıcı etkilere sahiptir ve tüm vücudun yeniden şarj olmasına ve vücuda doğru enerji akışının sağlanmasına yardımcı olur.

Dış Nefes
  1. Bu nefes türünde derin bir nefes alınır ve sonra verilir. Bundan sonra ise nefes alınmadan bir süre durulur.
  2. Önce vücudunuz rahat bir pozisyonda olmalı ve derin ve yavaşça nefes almalısınız.
  3. Karın kaslarınızı daraltarak orta şiddette bir güç ile nefes tamamen verilir.
  4. Nefes 4-6 saniye kadar tutulur ve sonra tekrar nefes alınır
  5. Bu egzersiz 8 kez tekrarlanır ve zamanla nefes tutma süresi 10-15 saniyeye çıkarılır.

Nefes Egzersizinin Faydaları Nelerdir?
  • Doğru nefes alma teknikleri ile nefes almak, toksinleri vücuttan atmak için en önemli yollardan biridir.
  • Nefes egzersizleri bedeni ve zihni rahatlatmanın en önemli yollarından biridir ve gün içindeki stres, anksiyete ve kızgınlığı bizden uzaklaştırır.
  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesine ciddi şekilde yardımcı olur. Çünkü vücut kandaki oksijen miktarını artırarak taşımak için daha fazla hemoglobin üretir. Bu da kanın kalitesini arttırır.
  • Beyne daha fazla oksijen gitmesini sağlayarak sinir sistemini geliştirir ve sinir sistemini rahatlatır.
  • Doğru nefes alma teknikleri ile nefes almak, yiyeceklerin daha iyi hazmedilmesi ve sindirilmesini sağlar ve bağırsak hareketlerine de yardımcı olur.



Devamını oku...

Kalp Krizi Belirtileri Nelerdir?

Kalp Krizi Belirtileri
Çağımızda kalp sağlığı denildiğinde herkesin aklına ilk gelen soru kalp krizi olmaktadır. Bu nedenle bu önemli konuya ayrıntılarıyla değinmek gerekmektedir. Kalp krizi belirtileri nelerdir?  Sorusuna değinmeden önce birçok hastalık belirtisinde olduğu gibi kalp krizinin de belirtilerinin hastadan hastaya farklılıklar gösterebileceğini unutmamakta fayda vardır. Bu nedenle de kalp krizi olmadan önüne geçmenin ya da erken uyarının, hastalığın hızla tanılanması ve tedavisinden daha önemli olduğunu da belirtmek gerekmektedir.

Kalp Krizi Neden Olur?

Kalbimiz, işlevini yerine getirebilmesi için yeterli miktarda oksijene ihtiyaç duyan bir organdır. Bu oksijen, kan aracılığıyla koroner atardamara ve oradan da kalp kaslarına ulaşmaktadır. Aşırı kilo, şeker hastalığı, yüksek kolesterol gibi hastalıklardan dolayı koroner atardamarların duvarlarında, kolesterol ya da kandaki yağın artıklarını içeren, plak adı verilen cisimler oluşmaya başlar. Bu süreç zaman içerisinde bu plakların damarın içerisinde kalınlığının gittikçe artmasına ve damardan geçen kan ve dolayısıyla oksijen miktarının da azalmasına neden olur. Bu sürecin bir sonraki aşamasında atardamarın duvarına biriken plaklar damarı zorlamaya başlayabilir ve bu da kan pıhtısı oluşumuna sebep olabilir. Son aşamaya gelindiğinde, bu kan pıhtısı kan akışını azaltmaya başlar ve kalp kasında bulunan dokulara yeterli kan ulaşamaz. Bu da kalp krizinin oluşma nedenleri arasında ilk sırada gelir.

Amerikan Kalp Birliğine göre, 45 yaşını aşmış olan erkeklerin çoğu kalp krizine karşı yüksek risk altındadır. Kadınlar ise, çoğunlukla 50 yaşını aştıklarında yani menopoz sonrasında risk altındadırlar. Bunun yanı sıra, kalp krizi çocuk denilebilecek daha küçük yaşlarda dahi oluşabilir. Sağlık uzmanları maliyeti ne olursa olsun, bu tip rahatsızlıklarda tıbbi yardım almaktan kaçınılmamasını önermektedirler.

Kalp Krizinin Nedenleri Nelerdir?
  • Yetersiz ve kötü beslenme
  • Sigara kullanımı
  • Kandaki oksijen seviyesinin düşük olması
  • Kalbin, aşırı şekilde, yüksek hızda atması
  • Tiroit hormonuna fazla maruz kalınması
  • Düşük tansiyon
  • Aşırı gerginlik ya da anksiyete
  • Kansızlık (Anemi)
  • Egzersiz yapmamak
  • Yaş faktörü

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?

Şiddetli Göğüs Ağrısı
Bazı kalp krizi vakalarında şiddetli göğüs ağrısı görülmese de kalp krizinin başlangıç aşamasından sonra bir süre görülüp ortadan kaybolabilir. Zorlanma ya da huzursuzluk çoğunlukla göğsün ortasında görülür ve birçok kişi de bunu ihmal ederek bu hissin nedenini anksiyete ya da hazımsızlığa bağlar. Diğer taraftan bazı insanlarda bu rahatsızlık kendisini baskı, sıkıştırma, doymuşluk ve göğsün tam merkezinde şiddetli ağrı ile gösterir. Unutmamak gerekir ki, bu ağrı doğası gereği hafif ya da şiddetli şekilde görülebilir. Son olarak göğüsteki ağrı bazı durumlarda kollara da yayılabilir. Özellikle kalp krizinin sol kolu etkilediği görülmüştür. Bunun nedeni ise, kriz boyunca sol göğüsten çıkan ağrının omuza ve oradan da sol kolda bulunan kol atardamarına ulaşmasıdır.

Bedenin Üst Bölümünde Ağrı
Boyun, çene, sırt, dişler ya da kollarda ağrı görülmesi yaygın bir fenomendir. Bu belirtiler günlük hayatımızda da sıkça karşılaşabileceğimiz ağrılardır. Ama bu ağrılar aynı zamanda kalp kriziyle ilişkili olabilecek yaygın belirtilerden de biridir. Kalp krizinde bazen göğüs ağrısı görülmese bile, bedenin diğer bölgelerindeki ağrılar oldukça rahatsız edicidirler.

Midede Ağrı
Bir diğer yaygın belirti ise, midede görülen ağrıdır. Genellikle mide ağrıları çok önemsenmez ve farklı nedenlerle oluştukları düşünülür. Kalp krizi yaşandığı anda, göğüs bölgesinde görülen ağrı yavaşça aşağı doğru kayarak mide ağrısının oluşmasına neden olur. Ayrıca bu ağrıya mide ekşimesi ya da reflü de eşlik edebilir.

Nefes Darlığı
Bu belirti kalp krizi için çok önemlidir ve nefes darlığının, sayılan diğer belirtilerden önce oluşan, kalp krizinin vücutta oluşan ilk belirtisi olduğu düşünülmektedir. Eğer kesik kesik ya da kısa kısa soluduğunuzu fark ettiyseniz, derince bir nefes almayı deneyin. Eğer, derin bir nefes almakta zorlanıyorsanız bunun nedeni kalbe yeterli miktarda kan ulaşmamasından kaynaklanabilir ve sonuç olarak koroner atardamarınız tıkanmış olabilir.

Bayılma Hissi, Mide Bulantısı, Terleme
Diğer bir yaygın belirti ise terlemedir. Ancak bu terleme genellikle soğuk terleme olarak tabir edilen cildin üzerindeki terin soğuk ve nemli olmasıdır. Terlemenin yanı sıra bayılma hissi, kusma ve mide bulantısı da görülebilir.

Kaygılı Ya Da Huzursuz Hissetmek
Kalp krizi geçirmiş olan çoğu insan, sanki bir panik atak yaşıyormuşçasına, kriz sırasında aşırı derecede huzursuz hissettiklerini dile getirmişlerdir. Ancak sağlık uzmanları ise kalp krizi süresince rahat olunmasını ve minimum düzeyde hareket edilmesini önermektedirler.  

Aklınızda Bulunsun!

Kalp krizini önlemek için her gün düzenli olarak egzersiz yapmalı ve yüksek tansiyon ile kolesterol arasındaki dengeyi sürdürebilmek için özellikle lif bakımından zengin olan sebze ve meyveleri düzenli olarak tüketmelisiniz.

Yukarıda söz edilen belirtilerinden bir veya birkaçının sizde olduğunu düşünüyorsanız zaman kaybetmeden mutlaka bir kalp doktora gidiniz.

Son olarak unutulmamalıdır ki Amerika Birleşik Devletlerinde yaklaşık olarak 1.1 milyon kişinin kalp krizinden mustariptir. Bunların arasından 460.000 vaka çok kötü sonuçlanmıştır. Ayrıca, ölümle sonuçlanan kalp krizi vakalarının çoğu, hasta acil servis bölümüne ulaştırılmadan önce kalbin ventriküler fibrilasyondan, kalbin pompa görevinden çıkıp sadece küçük titreşimler halinde atması, dolayı yaşanmıştır.     
Devamını oku...

Migren Neden Olur?

Migren Türleri
Migren neden olur? Sorusu aslında bu rahatsızlıktan muzdarip olan hastalar tarafından olduğu kadar bu alanda çalışan birçok bilim insanının da merak ederek araştırdığı bir sorudur. Migren neden olur? Sorusunun yanıtı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu hastalığa beyindeki kan akışı, kimyasallar ve sinir sinyallerindeki geçici değişiminin beyinde yarattığı anormal aktivitenin neden olduğu düşünülmektedir. Buna ek olarak, migrenin ne olduğunu bilmeyenler için ise migrenin kısa bir tanımını yaparak migren nedir? Sorusunu cevaplayacak olursak; migren, beyinde yukarıda söz edilen değişimler sonucunda oluşan, ağrısı saatler hatta günler sürebilen şiddetli baş ağrısı ve zonklama olarak tanımlanabilir.

Migreni Neler Tetikler?
  • Alerjiler ve alerjik reaksiyonlar
  • Parlak ışıklar, yüksek ses, duman altında kalan odalar, sıcaklık değişimleri, güçlü kokular ve keskin parfüm kokuları
  • Stres, tansiyon, anksiyete, heyecan, depresyon
  • Fiziksel tetikleyiciler; egzersiz, jet lag, yorgunluk
  • Uyku düzeninin değişmesi ya da düzensiz uyku
  • Sigara içmek veya sigara dumanına maruz kalmak
  • Öğün atlama ya da düşük kan şekerinin neden olduğu perhiz
  • Alkol
  • Hormonal tetikleyiciler; aybaşı döngüsünde dalgalanma, doğum kontrol hapları ve menopoz
  • Stres kaynaklı baş ağrıları

Migreni tetikleyen yiyecekler: Tiramin içeren kırmızı şarap, eski kaşar, tütsülenmiş balık, tavuk ciğeri, incir, bazı fasulyeler, monosodyum glutamat ve domuz pastırması, sosisli sandviç, salam gibi nitratlar

Migreni tetikleyen ilaçlar ise, uyku hapları, doğum kontrol hapları ve hormon replasman tedavisi

Migren Türleri Nelerdir?

Abdominal Migren
Bu migren tipi 5-9 yaş aralığındaki çocuklarda daha sık görülür ve bu migrene ateşli karın ağrısı eşlik eder. Diğer migren türleri ile ilişkili olan yaygın belirtileri; bulantı, kusma ve ishaldir. Abdominal migrenin görüldüğü çocuklarda genellikle göbek bölgesinde de ağrı yaşanır. Bu hastalığın görüldüğü çocukların büyük kısmında ilerleyen yaşlarda da migren devam edebilmektedir.

Baziler Migren
Bu migren türünün en tipik belirtisi başın arka kısmında şiddetli ağrıya neden olmasıdır. Baziler migren genç yetişkinlerde gözlenir ve bu rahatsızlığa çoğunlukla vertigo’da eşlik eder. Vertigo, yürümede zorluk çekilen, özellikle kapalı alanda çevresindekilerin döndüğü hissini veren bir tür baş dönmesi olarak tanımlanabilecek bir rahatsızlıktır. Bu migren türü genellikle kalıtımsaldır ve hastalık, geçmişte mutlaka bir aile bireyinde vardır.

Klasik Migren
Klasik migren, bir baş ağrısıdır. Bu rahatsızlığın belirtileri, gözlerin arkasında flaş patlamasını andıran ışıklar, mide bulantısı, gözlerde ağrı, yorgunluk ve genellikle başın yan bölgelerinde ağrıdır. Aurasız migren ve baziler migrenler genellikle klasik migren olarak teşhis edilirler. Ayrıca bu hastalığın neden olduğu şiddetli baş ağrıları ise ağrı kesici ilaç kullanarak tedavi edilirler.

Menstürel Migren
Bu migren türü kadınlarda aybaşından önce ya da sonra görülebilen bir migren türüdür. Bu migren tipinin görülmesinin en büyük nedeni ise, vücutta görülen hormonal değişimlerdir. Oral kontraseptifler ve hormon replasman terapisi için kullanılan ilaçlar bu hastalığın ve baş ağrısının oluşmasına neden olabilir.

Oftalmoplejik Migren  

Bu tip migrene gözlerdeki şiddetli ağrı neden olur. Bazı durumlarda baziler migrenler, gözlerde yoğun ağrı varsa, bu kategori altında sınıflandırılabilirler.
Devamını oku...
Copyright © 2016-2017 Tüm Hakları Saklıdır. Her türlü iletişim için: news.saglik@yandex.com