Ana içeriğe atla

Çikolata Kalp Hastalıklarını Azaltır Mı?


Çikolatanın faydaları
Çikolata kalp hastalıklarını azaltır mı? Sorusu aslında gerek sanal ortamlarda gerekse de birçok televizyon kanalında sıkça söz edilen bir sorudur. Birçok insanın hayatının vazgeçilmez bir parçası olan çikolata gerçekten de kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürüyor mu? Bu alanda yapılmış yeni bir araştırmaya göre bu mümkün. Araştırmayı yürüten araştırmacılar her gün küçük bir parça çikolatanın şeker hastalığı ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürebileceğini ifade etmektedirler.

Çikolata birçok toplumda tedavi edici bir besin olarak algılanmasından dolayı birçok kişi tarafından aşırı miktarlarda tüketilmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki çikolata yüksek yağ ve şeker oranlarına sahip bir besindir ve aşırı tüketimi obezite, diş çürümesi, aşırı kilo gibi çeşitli sağlık sorunlarının oluşmasına neden olabilir. Fakat aşırıya kaçmadan ve düzenli olarak az miktarda çikolata tüketiminin, özellikle siyah çikolatanın, sağlık için kayda değer faydaları bulunduğu da bilimsel bir gerçektir.

Siyah çikolata, özellikle yüksek antioksidan değerlerine sahip ve hücre hasarına karşı koruyucu etkisi olan moleküllerden olan, flavonoid içeren yüksek kakao miktarına sahiptir. Bu alanda yapılan çalışmalardan birinin başında olan Prof. Stranges ve meslektaşları, Lüksemburg’ta kalp ve damar riski olan 18-69 yaş aralığındaki çikolata tüketen 1.153 kişi üzerindeki gözlemlerine dayanarak bazı analizler yapmışlardır. Bilim insanları çikolata yemenin insülin direnciyle ilişkisini ve düzenli çikolata tüketiminde vücudun insüline etkili bir biçimde yanıt verip vermediğini ve kalp hastalıkları ve tip 2 diyabette artış olup olmadığını araştırmışlardır. Ayrıca karaciğer enzimlerinin çikolata tüketiminden nasıl etkilendiğini de değerlendirmişlerdir.
Çikolatanın sağlığa faydaları

Günlük Çikolata Tüketimi İnsülin Direncini Azaltıyor!
Araştırmacılar araştırmaya katılan katılımcıların, günlük 25 gram ortalama tüketimle, %81’inin çikolata tükettiğini ortaya çıkarmışlardır. Bu oran her gün çikolata tüketmeyen katılımcılarla karşılaştırıldığında, her gün çikolata tüketen katılımcıların karaciğer enzimlerinin düzeldiği ve insülin direncinin azaldığını ortaya çıkarmıştır. Bulgular katılımcıların yaşı, cinsiyeti, eğitim durumu, yaşam şekli ve beslenme faktörleri gibi etkenlerin hesaba katılmasından sonra geriye kalan sonuçlardır. Araştırmaya yönelik önemli bir not ise, çikolata tüketmekte olan katılımcıların fiziksel olarak daha aktif, daha genç ve çikolata yememiş olanlardan çok daha eğitimli olduğu yönündeki tespittir.


Yapılan araştırmanın bulgularına göre, her gün az miktarda siyah (bitter) çikolata tüketmek insülin direncine karşı koruma sağlamakta ve karaciğer enzimlerini düzelterek kardiyometabolik hastalıkların gelişim riskini azaltabilmektedir. Fakat araştırmanın başındaki isim olan Prof. Stranges, işlenmiş çikolata ile doğal kakao içeren çikolata arasındaki ayrımın önemine de dikkat çekmiş ve işlenmiş çikolatanın çok daha fazla kalori içerdiğini ifade etmiştir.  

Unutkanlıkla ilgili olarak ise şu yazımıza bakabilirsiniz. 

Yorumlar

  1. Yazınızı okuduktan sonra çikolatanın tarihini okuma ihtiyacı hissettim. En eski çikolata kalıntısına 2600 yıl önce rastlanmış ve ilk olarak Aztek ve Maya kralları tarafından kutsal acı bir içecek olarak tüketilmiş.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar, verdiğiniz faydalı bilgi için teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

1) Yorumunuzun yazıyla ilgili olmasına özen gösterin.
2) Yazım ve dil bilgisi kurallarına mümkün mertebe özen gösterin.
3) Hakaret ve küfür içeren kelimeler kullanmayın.
4) Yorum yaparken link eklemeyin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Alkol Mikropları Öldürür Mü?

Alkol mikropları öldürür mü? Sorusu özellikle kamuya açık yerlerde tüpler halinde duran alkolü eline sıkan birçok kişinin aklına gelmiştir. Peki, gerçekten de alkol bakterileri öldürür mü? Buna değinmeden önce temizlik amacıyla kullanılan alkol türlerinin izopropil ve etil alkol türleri olduğunu hatırlatmakta fayda bulunmaktadır. Alkol genel olarak virüsler, mantarlar ve de bakteriler üzerinde etkili bir maddedir.  Ancak bu noktada bir ayrım büyük önem taşımaktadır. Bu ayrım, alkolün direnç eşiği yüksek bakteri sporları üzerinde yeterli etkiye sahip olmadığı gerçeğidir.

Bakteri sporları, bakterilerin üremesini sağlayan tohumsu yapılardır. Bakteriler spor haline, yaşama imkânı bulamadıklarında dönüşürler ve çoğalabilecekleri uygun bir ortam ya da canlı bir organizma bulduklarında tekrar çoğalırlar. Bakteriler bu şekilde her ortamda uzun yıllar mevcudiyetlerini koruyabilirler. Sonuç olarak, yazının başlangıcında sorduğumuz soruya şu yanıtı vermemiz gerekir: Alkol bakteri ve virüslere kar…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019