Ana içeriğe atla

Serotonin Nedir?

Serotonin
Serotonin, insan bedenindeki farklı vücutsal fonksiyonları yerine getirmek amacıyla bir araya gelmiş çeşitli kimyasallardan biridir. Bunun yanı sıra serotonin, sinir iletici özelliğinin yanında aynı zamanda iyi bir damar daraltıcıdır. Sinir ileticiler beyinden hücrelere mesajların iletimine yardımcı olurken, damar büzücüler damarların daraltılmasına yardımcı olmaktadır. Serotonin, tiriptofan olarak bilinen bir amino asit tarafından üretilmektedir. Serotonin insan vücudunda ağırlıkla sindirim sistemi, trombosit ve merkezi sinir sisteminde bulunmaktadır.

İnsan Vücudunda Serotonin


Yapılan çalışmalar göstermektedir ki insan vücudunda bulunan serotoninin yüzde %80’i sindirim sisteminde bulunan enterokromafin hücrelerinde bulunmaktadır. Buradan yola çıkılarak serotoninin bağırsak hareketlerinde oldukça önemli bir rolü olduğu söylenebilir. enterokromafin hücreleri tarafından salgılanan serotonin kandaki trombositleri ve dokuları meydana getirir. Serotonin, hücrelerin pıhtılaşmasını tetikleyen süreçte salgılanır. Yani serotoninin, hücrelerin pıhtılaşmasının düzenlenmesinde ve damarların daraltılmasında önemli bir işlevi bulunmaktadır.

Sindirim sistemi ile kıyaslandığında sinir sistemi oldukça az sayıda serotonine sahiptir ama bu kimyasalın sinir sistemi üzerinde de çeşitli önemli fonksiyonları bulunur. Serotoninin ruh hali, iştah ve uyku düzeni üzerinde etkileri vardır. Bunun dışında kasların kasılması, öğrenme, odaklanma ve hafıza üzerinde de etkilere sahiptir. Bu kimyasal çeşitli bedensel fonksiyonları kontrol ettiğinde, vücut normal serotonin seviyelerinde kalmayı sürdürür. İnsan vücudundaki serotonin seviyesinde görülecek olan herhangi bir yükseliş veya azalış, orta seviyelerden şiddetliye doğru seyredebilecek olan çeşitli semptomların oluşmasına neden olabilir.


Yukarıda da söz edildiği gibi, insan vücudu sürekli olarak serotonin seviyesini normal seviyelerde tutmaya çalışır ve bu seviyenin dengesizleşmesi farklı belirtilerin oluşmasına neden olabilir. Örneğin bazı durumlarda, beyindeki serotonin seviyesinin düşmesi depresyon ile ilişkilendirilmektedir. Öte yandan ise, beyindeki serotonin seviyesinin yükselmesi ise bulantı ve migren ile ilişkilendirilmektedir.

Merkezi ve periferik sinir sistemlerinin yüksek serotonin seviyelerine ulaşması da insan sağlığını tehdit edebilecek olan çok sayıda belirtinin oluşmasına neden olabilir. Bu duruma “serotonin sendromu” denmektedir. Bu hastalığın semptomları genellikle bulantı, titreme, çarpıntı, terleme ve huzursuzluk gibi kişi üzerinde fazla rahatsız edici olmayan belirtilerle baş gösterebilir. Serotonin sendromunun belirtileri arasında şiddetli sayılabilecek olanlardan bazıları ise şöyledir: yüksek ateş, yüksek tansiyon, kalbin hızlı atması, bilinç kaybı. Bunun yanı sıra birden fazla ilacın alınmasından dolayı ya da bir kişinin ilaç kullanırken o ilaçtan aşırı dozda alması da serotonin sendromunun oluşmasına neden olabilir. Bir kişi eğer ilk kez serotonin içeren bir ilaç kullanıyorsa, bu kişinin vücudunda da serotonin seviyesi normal değerlerin üzerine çıkabilir.


Serotonin seviyesindeki dengesizlik insan sağlığını tehdit eden komplikasyonlara neden olan bazı belirtilere de neden olabilir. Bazı durumlarda, bu komplikasyonları önlemek için tıbbi müdahale gerekmektedir. Bu yüzden, eğer serotonin hapı ya da serotonin içeren ilaçlar alınıyorsa, bu tür komplikasyonlara ve belirtilere karşı tedbirli olunmasında fayda vardır. eğer uzman bir doktor tarafından size serotonin içeren bir ilaç önerilmemişse bu tip ilaçlar kullanılmamalıdır. 

Yorumlar

  1. Kaleminize sağlık. Tesekkurler

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederiz. Beğenmenize sevindik...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

1) Yorumunuzun yazıyla ilgili olmasına özen gösterin.
2) Yazım ve dil bilgisi kurallarına mümkün mertebe özen gösterin.
3) Hakaret ve küfür içeren kelimeler kullanmayın.
4) Yorum yaparken link eklemeyin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Alkol Mikropları Öldürür Mü?

Alkol mikropları öldürür mü? Sorusu özellikle kamuya açık yerlerde tüpler halinde duran alkolü eline sıkan birçok kişinin aklına gelmiştir. Peki, gerçekten de alkol bakterileri öldürür mü? Buna değinmeden önce temizlik amacıyla kullanılan alkol türlerinin izopropil ve etil alkol türleri olduğunu hatırlatmakta fayda bulunmaktadır. Alkol genel olarak virüsler, mantarlar ve de bakteriler üzerinde etkili bir maddedir.  Ancak bu noktada bir ayrım büyük önem taşımaktadır. Bu ayrım, alkolün direnç eşiği yüksek bakteri sporları üzerinde yeterli etkiye sahip olmadığı gerçeğidir.

Bakteri sporları, bakterilerin üremesini sağlayan tohumsu yapılardır. Bakteriler spor haline, yaşama imkânı bulamadıklarında dönüşürler ve çoğalabilecekleri uygun bir ortam ya da canlı bir organizma bulduklarında tekrar çoğalırlar. Bakteriler bu şekilde her ortamda uzun yıllar mevcudiyetlerini koruyabilirler. Sonuç olarak, yazının başlangıcında sorduğumuz soruya şu yanıtı vermemiz gerekir: Alkol bakteri ve virüslere kar…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019