1 Tem 2018

Bağışıklık Sistemi Hakkında Akıllara Durgunluk Veren Gerçekler


İmmün Sistem


Bağışıklık sistemi üzerine konuşmadan önce insanın yapısı hakkında birkaç şey söylemek yerinde olur. İnsan vücudu, bir tek hücreden karmaşık yapılı ve çok hücreli yapıya dönüşmüş olan ilginç bir makinadır. O kendine yetebilir ve herhangi bir arıza olmadan her fiziksel, kimyasal, biyolojik fonksiyonu yerine getirebilir. İnsan vücudu, temel vücut fonksiyonlarını yerine getirmek için vitamin ve minerallere ihtiyaç duyar ve bundan dolayı da bizler sağlıklı yiyecek-içecekleri tüketerek mekanizmamıza dâhil ederiz.

Sağlıklı insan vücudu, patojenler ve toksik maddelerin herhangi bir iç tehdidinin üstesinden gelebilmek için mükemmel bir savunma mekanizması olan “bağışıklık sistemine” sahiptir. Aktif bir bağışıklık sistemi bakteri, virüs, mantar ve diğer tüm zararlı patojenlerden vücudun bütününü onlarla savaşarak korur. Çeşitli dokular, hücreler ve organlardan meydana gelen bağışıklık sistemi patojenlerden vücudumuzu korumak için işbirliği içerisinde birlikte çalışırlar. Şimdi bağışıklık sisteminin bu korumayı nasıl sağladığına daha yakından bakalım.



Bağışıklık Sistemi Organları


Bağışıklık sistemindeki büyük organ ve dokular birincil ve ikincil lenfoid organlar olarak sınıflandırılırlar. Birincil lenfoid organlar kemik iliği ve timusu (boyun altı bezi) kapsar. Hâlbuki ikincil lenfoid organlar lenf düğümleri ve dalağı içerir.

kemik iliğinin bağışıklık sistemine etkisi


Kemik İliği


Kemik iliği, B hücreleri de denen kan hücreleri, doğal katil hücreler, olgunlaşmamış timosit, alyuvarlar ve pıhtı hücrelerinin üretim evidir. Kan hücrelerinin bu üretim sürecine hematopoez adı verilir.

timus


Timus (Boyun Altı Bezi)


Timus, olgunlaşmamış timositlerin göç ettiği ve olgun T hücrelerine dönüştüğü yerdedir. Kalbin üzerinde konumlanmış olan bu iki loblu organ, vücudun kendisine bağışıklık aktivitesi gösteren T hücrelerinin seçilerek çıkarıldığı bir süreci meydana getirir. Böylece Timus’tan dışarı salınmış olan T hücreleri hem vücudun kendi doku ya da hücrelerine ve patojen ya da yabancı cisimciklere saldırmak için artık gerekli donanıma sahiptirler.

lenf düğümü faydaları


Lenf Düğümleri


Fasulye benzeri bu kapsül yapılar, doku boşluğuna giren antijenlere set çekme ve lenf filtreleme alanıdır. Lenf düğümleri vasıtasıyla filtrelenmiş olan antijenler, makrofajlar ve dendritik hücreler bu antijenleri ele geçirir ve sonrasında onları T ve B hücrelerine verirler. Bu da gerçek anlamda bir bağışıklık sistemi tepkisine yol açar.

dalak faydaları


Dalak


Karın boşluğunda bulunan bu oval şekilli organ, kandaki antijenlerin filtrelenmesi konusunda adeta bir uzmandır. Ayrıca dalak bağışıklık hücreleri ve antijenler arasında etkileşimin kurulduğu yerdir. Dalak, tuzağa düşmüş antijeneler, makrofajlar, dendritik hücrelere karşı antikor üreten B hücreleriyle dolu bir bölgedir. Son olarak dalak, yaşlı alyuvarların imhasına da hizmet eder ve onlar için de bir mezarlıktır.
Lenfositler, bağışıklık sisteminin en büyük hücreleridir ve çeşitlilik, özgünlük ve anı yaratımından sorumludurlar.

B hücresi nedir?


B Hücreleri


Bu hücreler kemik iliğinin olgunlaşma ve gelişiminden ve de antikor adı verilen protein sentezinden sorumludurlar. B hücreleri ‘belirli bir antijene bağlanan ve spesifik olarak tanımlanmış uzman proteinler’ olarak tanımlanmışlardır. Bu yabancı cismin bağlanımıyla istenmeyen cismin öldürülmesi için diğer hücrelere sinyal gönderilir.

T Hücresi


T Hücreleri


T hücreleri, kemik iliğinde üretilir ancak Timus’ta (Boyun altı bezi) gelişir ve olgunlaşırlar. T hücreleri esasen T Yardımcı hücreleri (Th cells) ya da sitotoksik T hücreleri (CTL)  içerisinde sınıflandırılırlar. T Yardımcı hücreleri CD4 adı verilen hücrelere sahiptir. Hâlbuki CTL’ler CD8 adlı moleküllere sahiptirler. T Yardımcı hücreleri, bir enfeksiyonu engellemek için akyuvarları aktive ederek bağışıklık sisteminin gücünü daha da yükseltirler.

Makrofaj Nedir?


Makrofajlar


Bu hücreler, yabancı cisimleri, virüsleri, bakterileri ve parazitleri yutarak onları öldürme kabiliyetine sahiptirler. Bu tür hücreler antijen sunucu hücreler olarak isimlendirilirler. Makrofajlar hem patojenleri öldürür hem de diğer hücreleri aktive ederek verilen tepkimeyi arttırırlar.

Dallantı Hücreler


Dendritik (Dallantı) Hücreler


Dendritik hücreler, profesyonel antijen sunucu hücreler olarak hizmet verirler ve antijenler üzerindeki etkileri dikkate alındığında makrofaj’dan çok daha etkilidir.  Bu hücreler antijenleri yakalar ve lenfoid organlara getirerek bir İmmün tepki verilmesini sağlarlar.

Doğal katil hücreler


Doğal Katil Hücreler


Bu katil hücreler adlarını Herpes, Sitomegalovirüs ve parazit bulaşmış hücreler gibi virüs bulaşmış ve tümörlü hücreleri öldürdükleri için alırlar.  Bu hücreler antikor-bağlı yabancı antijenleri ve patojenleri tanımlayabilirler. Böylece onları seçerek yutar ve yok ederler.

Granülositler


Granülositler


Bunlar sitoplazma ve lobüler çekirdeklerindeki granüller tarafından şekillendirilmiş akyuvar hücreleridir.  Bu hücreler yabancı maddeleri yutar ve enzim kullanarak onları imha ederler.

Bağışıklık sistemi hakkında yukarıda ifade ettiklerimiz bağışıklık sistemi nasıl çalışır? Ve Bağışıklık sisteminin bileşenleri hakkındaki bilgilerimizi pekiştirmek içindi. Şimdi bağışıklık sistemi hakkında akıllara durgunluk veren gerçekler üzerine konuşabiliriz.


Bağışıklık Sistemi Hakkında İlginç Gerçekler


Bağışıklık sistemi spesifik ve spesifik olmayan engellerle vücudumuza giren zararlıları imha eder. Spesifik olmayan engeller ‘doğuştan bağışıklık sistemi’ olarak adlandırılır ve anatomik, psikolojik ve hücresel olarak etrafı sarılmıştır. Cilt ve mukus membranları patojenlerin girişini engellemek için mekanik olarak hareket eder. Psikolojik bariyer ise vücut ısısı, pH ve enzimlerdir. Hücresel spesifik olmayan reaksiyon ise iltihabi tepkiler ve fagositozdur.


Vücudun ana savunma sistemine “adaptif (uyumlayıcı) bağışıklık sistemi” denir. Bu sistem lenf düğümleri, kan ve diğer vücut dokularında oluşur. Ancak herhangi bir tehlikeli durumda mikropların çoğunu doğuştan getirmiş olduğumuz doğal bağışıklık sistemi tarafından temizlenir.


Bağışıklık sistemi bazen ‘hiperdürtü’ denilen moda geçer ve uygunsuz şekilde bazı antijenlere tepki vermeye başlar. Bu aşırı duyarlılığı ise biz cildimizde kaşıntı, döküntü ve aksırma olarak fark ederiz.


Çevresel etkenler bağışıklık sistemimizin verdiği tepkilerde çok önemli bir rol oynar. Hava kirliliği, toksik maddeler, zirai ilaçlar ve sigara dumanı vücudumuzun savunma sistemini etkisi altına alır. Ayrıca sirkadyen ritim ve uyku-uyanıklık döngüsü de bağışıklık fonksiyonları üzerinde etkilidir.
Her mikrolitre kan yaklaşık 4500-10000 arasında alyuvara sahiptir. Yani, vücudumuzun tamamında 50 milyarın üzerinde alyuvar bulunur. Kan bağışı yaptığımızda bu hücrelerin yaklaşık olarak 5 milyonunu kaybederiz ve kalanlar ise bağışıklığımızın hala tam teşekküllü olarak bizi savunabilmesi için yeterlidir.  


Stres ise kortizol ve norepinefrin gibi stres hormonlarından dolayı lenfosit, antikor üretimi ve NK hücreleri aktivitesinde azalma gibi normal bağışıklık özelliklerinin çalışmasını olumsuz etkiler. Bağışıklık sisteminin bu şekilde bir baskıya maruz kalması vücudumuzu enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirir ve vücudumuzda gizli halde duran virüslerin tekrar canlanmasına yol açar. Bu yüzden masaj ve rahatlama teknikleri gibi stres azaltıcılar hem psikolojik stresin azalmasına hem de bağışıklık sistemimizin verimli bir şekilde çalışmasına yardımcı olurlar.  


Sağlıksız, zayıf beslenme ve şok diyet bağışıklık sisteminin zayıf düşmesine neden olur. Spor salonundayken vücudumuz aşırı şekilde demir üretir. Bu ise vücudun daha fazla kortizol ve adrenalin üretmesine yol açar. Bu hormonlar geçici olarak bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını bozarlar. Benzer şekilde, güneş ışığıysa D Vitamini üretimine yardımcı olur. Ancak güneş ışığına fazla maruz kalmak ise aynı şekilde İmmün sistemimizi baskı altına alır.


Bağışıklık sistemi hakkında ilginç gerçeklerden bu madde aslında nedeninizi bildiğimizi sandığımız şeyleri eksik ya da yanlış bildiğimizi gösteriyor. Sivrisinek ya da böcek ısırığından sonra o bölge kızarır ve kaşınır. Bu tepki aslında böceğin tükürüğü ile vücudumuza girmiş olan yabancı cisimlere karşı bağışıklık sistemimizin harekete geçtiğini ve çalışmakta olduğunun bir göstergesidir.


‘Gülmek en iyi ilaçtır’ derler. Bu yalnızca eski bir söz değildir. Aynı zamanda gülmek, sağlıklı bir vücudun oluşmasına yardımcı olan proaktif bağışıklık sistemini teşvik eden çok önemli bir özelliktir.  

Bu yazıyı beğendiniz mi?

Yeni yazılar e-mail adresinize gelsin!

Takip Edin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

1) Yorumunuzun yazıyla ilgili olmasına özen gösterin.
2) Yazım ve dil bilgisi kurallarına mümkün mertebe özen gösterin.
3) Hakaret ve küfür içeren kelimeler kullanmayın.
4) Yorum yaparken link eklemeyin.

©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2018