Ana içeriğe atla

Sporsuz Ve Diyetsiz Göbek Nasıl Eritilir?


spor yapmadan göbek eritmek


Sporsuz Ve Diyetsiz Göbek Nasıl Eritilir? Denildiğinde birçoğumuz aklından bunun mümkün olamayacağını geçirir. Göbek eritmek veya bel bölgesinden kilo vermek gerçekten zor da olsa aslında yaşam şeklimizde yapacağımız bazı değişikliklerle göbek bölgesinden kilo vermek ve göbek eritmek mümkündür.

Günümüzde birçok insan aslında spor salonlarına büyük oranda göbek eritmek amacıyla gitmekte ve zaman harcamaktadır. Tabi spor yaparak göbek eritmek en doğal yöntemdir ancak tek yöntem değildir. Özellikle hareketsizliğin ana neden olduğu göbek kilolarından kurtulmak için aslında spor ya da diyet yapmakta şart değildir.

Sporsuz ve diyetsiz göbek nasıl eritilir? Sorusunun yanıtı 3 yöntemin disiplin ve istekle uygulanmasına bağlıdır. Şimdi bu yöntemlere ve neler içerdiklerine birlikte daha yakından bakalım.



1.Yöntem: Geçici Olarak Karın Kaslarını Taklit Etmek


Karın Sıkılaştırıcı Giysilerini Deneyin: Karın kaslarını sıkılaştıran ve şekil veren pil ile çalışan ve küçük titreşimler yayarak çalışan giysileri mutlaka görmüşsünüzdür. Her ne kadar ben de bu tür ürünler için biraz ön yargılı olsamda araştırdığım bazı İngilizce kaynaklarda bu ürünlerin önerildiğini gördüm. Bu nedenle eğer isterseniz sizlerde deneyebilirsiniz.

Genellikle bu tür ürünler mide ya da karın bölgesini 7-12 cm arasında incelttiklerini söylemektedirler. Ben bu tür bir ürün hiç kullanmadım. Eğer kullanıp faydasını görenler olursa yorum bölümünde bizlerle paylaşabilirler.


Vücut Sargısı Kullanmak: Her ne kadar ülkemizde çok bilinmese de dünyada bu tür sargılar bazı insanlar tarafından bölgesel zayıflama amacıyla kullanılmaktadır. Bu sargılar spa tedavilerinde detoksifiye amaçlı ve karın bölgesini inceltme amaçlı kullanılmaktadır.

Bu metot evde uygulanabilecek bir metottur. Ancak uygulanma şekilleri birden fazla şekilde olabilmektedir. Birkaç tip vücut ürünü birkaç farklı adım ile uygulanabilmektedir. Bu yöntemi uygulayarak bel bölgesini incelttiğini söyleyen de, bu yöntemi işe yaramadığını söyleyen de var.

Bu konunun uzmanı olmadığım için sadece böyle bir yöntemin de olduğunu bilmenizi istedim. Bununla ilgili olarak Google ya da Youtube’da “body wrap” ya da “how to carry out a body wrap” şeklinde bir arama yaptığınızda bu yöntemle ilgili olarak hem amatör hem de profesyonel olan uygulamaları bulabilirsiniz. Bu yöntemle ilgili kararı sizlere bırakıyorum. 


Su Tüketimini Azaltmak: Evet, yanlış okumadınız. Zayıflamak için her zaman su tüketimini arttırın denir. Ancak bu vücut geneli için kilo vermek istendiğinde söylenir. Fakat vücudumuz bazen çeşitli nedenlerle su tutabilir ve bu da özellikle bel bölgesinin şişkin görünmesine neden olabilir. Unutmamak gerekir ki eğer bel bölgenizdeki kalınlık bundan kaynaklanıyorsa bu yöntem bel hattınızın geçici süreyle daha ince görünmesini sağlar.

Bel bölgesinde ya da vücudun faklı bir bölgesinin su tutmasının nedenlerinde bir aslında günlük su tüketimimizin yetersiz olduğu durumlarda vücudumuz efor sarf ettiğinde, vücudun dehidrasyon yani su kaybı yaşamasına engel olmaktır. Bu durum özellikle sıcak yaz aylarında daha çok yaşanır.

Aşırı tuz da vücudumuzda suyun tutulmasına neden olur. Bundan dolayı sodyum alımını azaltmamız gerekir. İşlenmiş gıdalar ve restoranlardaki yiyecekler dünya genelinde en büyük sodyum kaynağıdır. Bu ise beslenmemizdeki sodyum oranının yaklaşık olarak %75 olmasının nedenini açıklar. Bu yüzden günde yarım çay kaşığını aşmayacak kadar, yani 1500 mg, sodyum almalıyız. Daha fazlası vücudumuzun suyu vücutta tutmasına neden olabilir.

Son olarak bir başka önemli nokta ise alkol tüketimidir. Eğer alkol kullanıyorsanız alkol de vücudun su tutmasını ve dehidrasyona neden olabilir. Bu nedenle alkol ya bırakılmalı ya da önemli orandan azaltılmalıdır.


bel bölgesi zayıflatmak


2.Yöntem: Yaşam Şeklimizi Değiştirmek


Yaşam şeklimizi değiştirmekten kastımız aslında tam olarak normalde her gün yaptığımız bazı davranışlarımızı tekrarlamayı bırakmaktır. Peki, nedir bu davranışlar? Şimdi bunlara bakalım.

Hava Yutmaktan Kaçının: Biraz garip istek gibi gelebilir ancak hava yutmak mide şişkinliğinin en büyük nedenlerinden biridir.  Gün içinde yuttuğunuz hava miktarını azaltmak bel ölçünüzün küçülmesine yardımcı olabilir.

Hava yutmaktan kaçınmak için öncelikle karbonatlı meşrubatlar hatta sıfır kalorili olan sodaları tüketmeyi azaltmalı ya da bırakmalısınız.

Bir diğer önemli nokta ise sigara içmektir. Sigara içenler sigara dumanıyla birlikte hava yutarlar. Bu da midede şişkinliğe neden olur.

Son madde ise sakız çiğnemek ve yemek sırasında konuşmaktır. Bu iki davranış biçimi de hava yutulmasına sebep olur.


Dik Durma Ve Doğru Oturma Çalışması Yapmak: Oturma ya da duruş pozisyonunuzu değiştirmek tabi ki göbek bölgesi yağlarını görünmez hale getirmez ancak gövde bölgenizde yağ dağılımının daha dengeli görünmesine yardımcı olacaktır. Bundan dolayı dik durmaya ve oturmayı bir alışkanlık haline getirmemiz gerekmektedir. Peki bunu tam olarak nasıl yapabiliriz:

Öncelikle ayaklarınız oturduğunuz sandalyenin ayaklarıyla aynı hizada olmalıdır. Ayrıca iki ayağınız arasında en az 25-30 cm aralık olmalıdır.

Ayakta dururken ise omuzlarınız biraz geride durmalı, mideniz ise biraz içeri çekik ve ayaklarınızın açıklığı ise en fazla kalça genişliğiniz kadar olmalıdır.


Uykunuzu Almanız Çok Önemli: Uyumak yağlarınızı yakmaz ancak kilo vermenin çok önemli bir parçasıdır. Çünkü uykuyu tam alamamak kilo vermeyi daha zor hale getirir. İyi dinlenemediğinizde kalkma ve hareket etme motivasyonumuzu zorlaştırır. Ayrıca iştahımızı kontrol etmemiz zorlaşır ve daha fazla abur cubura yöneliriz.

Tabi herkesi uyku gereksinimi farklıdır. Yetişkinlerin çoğu 7-9 saat arasında uykuya ihtiyaç duyarlar. Çocuklar ve yaşlıların ise uykuya ihtiyacı daha fazladır.


Kilonuzu Takip Etmeye Başlayın: Bazı beslenme uzmanları ağırlığımızı sık sık takip etmemizin motivasyonumuzu yükselteceğini ve bizi sağlıklı yaşamaya teşvik edeceğini ifade etmektedirler.

Bir kişinin kilosu günden güne 4.5 kg kadar farklılık gösterebilir. Ortalama kilomuzu hesaplayabilmek için her gün aynı saatlerde tartılmamız gerekir. Her gün kaç kilo olduğumuzu bir yere yazıp 7 gün boyunca bunu tekrarlarız ve sonra hepsini toplarız. Çıkan toplamı ise 7 ye böleriz. Bu rakam sizin en doğru ağırlık ortalamanızdır.


Kilo vermek için altın kurallar


3.Yöntem: Yemek Yeme Alışkanlıklarımızı Değiştirmek


Bol Su İçmek: Eğer vücudunuzda ödem yoksa, yani 1.yöntemde söz ettiğimiz durum, aldığımız su miktarını arttırmamız önemlidir.

Eğer soda, enerji içeceği, hazır kahveler ya da gün içinde içtiğimiz yüksek kalorili diğer meşrubatlar dehidrasyon seviyemizin aynı kalmasına ve bu da kalorimizi yakamamamıza neden olacaktır. Bundan dolayı suyun yerine başka içecekler koymamamız gerekir. Doğrudan suyun kendisini tüketmek hem sağlığımız hem de kalori yakabilmemiz için oldukça önemlidir.


Sık Ama Az Yemek Yemeliyiz: Gün içerisinde daha az ancak daha büyük öğünler yemek yerine daha az ve daha sık yemek yemeliyiz. Bu yemek yeme alışkanlığı açlığınızı sıfırlayacaktır. Böylece acıktığımızda aslında bunun kötü yeme alışkanlığımızdan kaynaklandığını bilmiş olacağız.

Porsiyonlarımızın ebatlarını küçültmek için uygulayabileceğimiz bir diğer yol ise daha küçük tabaklar kullanmaktır. Daha küçük tabaklar bize aslında Delboeuf İllüzyonu yüzünden aslında aynı miktarda yesek bile sanki daha fazla yemek yemişiz hissiyatının oluşmasına neden olur. Böylece daha az yemek yeseniz bile beyniniz memnun olacaktır. Tıpkı aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi:

Aldatan tabaklar


Her Tabağınızı Tartarak Yemek Yiyin: Genellikle tabaklarımıza göz kararı koyduğumuz yiyecekler aslında ufak ama istikrarlı şekilde kilo almamıza katkı sağlayan bir alışkanlıktır. Tabi bir de büyük ebatlardaki tabaklarda yemek yemeye alışkınsak işimiz biraz daha zorlaşır. Yemeklerimizi tarttıktan sonra yememiz, kontrolün aslında bizim elimizde kalmasını sağlayacaktır. Bu sayede hem tükettiğimiz miktarı bilebilir hem de aldığımız besin değerlerini görmüş oluruz. Bu da kilo verirken bizim için büyük avantaj sağlayacaktır.


Peki, bu yemek miktarları ne kadar olmalı? Hemen bunlara da birkaç örnek ile cevap verelim:

Sebze ve meyveler: Yumruğunuz büyüklüğünde olmalı.
Kırmızı et, tavuk veya balık: Avuç içiniz kadar olmalı.
Peynir ve Yağlı Gıdalar: Başparmağınızın boyutu kadar olmalı.
Karbonhidratlar (Pirinç, Makarna vb.): Topkek kalıbı kadar olmalı.


Mutlaka Kahvaltı Edin: Özellikle çalışanlar kesim genellikle sabah kahvaltısını ya geçiştirmekte ya da atıştırıp evden çıkmaktadır. Ancak kahvaltı edilmemesi yüzünden aslında hem öğle hem de akşam yemeklerinde vücudumuz bu açığı kapatmak zorunda kalmaktadır. Unutmamak gerekir ki atalarımızı yüzyıllar hatta binlerce yıldır kahvaltı ederek yaşamışlardır. Bizler ise bunu önemsiz görerek atladığımızda vücut kahvaltıyla alması gereken besini öğlen ve akşam öğünleriyle kapatmakta ve böylece kilo alma riskimiz giderek artmaktadır.

Kahvaltıda şu ürünlerden en azından biri mutlaka tüketilmelidir: Süt, meyve ve tahıllar

Eğer protein açısından yüksek ve karbonhidrat açısından düşük beslenecekseniz de yumurta ve peynir yemelisiniz.

Sabah kahvaltısının bir diğer önemi ise sabah yediğimiz besinlerin metabolizmamızı daha hızlı çalışmaya teşvik etmesidir. Ancak öğlen ve akşamları metabolizmamız yavaşlar. Bu yüzden bu saatlerde yediklerimizin kilo aldırma etkisi daha yüksektir.

Yaklaşık 70 kg olan bir kişinin sağlık bir kahvaltıda yaklaşık olarak 300-400 kalori alması gerekir.


Yiyecek Seçimimizi Doğru Ürünlerden Yana Kullanmalısınız: Sağlıklı bir beslenme, kalori içeriği aynı bile olsa,  özellikle bel çevreniz için sağlıklı olmayan gıdalara göre çok daha arkadaş canlısıdır.

Atıştırmalıklar ve abur cuburların tüketilmemesi gerektiği zaten bilinen bir gerçek. Bunların yerine ise meyveleri ve de sebze yemeklerini koymamız gerekir. Koruyucu içeren işlenmiş yiyecekler yapay bileşenler ve tamamen karbonhidrat, şeker ve yağdan meydana gelmektedirler.


Yiyeceklerimizi Değiştirmemiz Gerekir: Karın bölgesini inceltmek söz konusu olduğunda yediklerimizin miktarı kadar neler tükettiğimizde çok büyü önem taşır. Belirli yiyecekler bize kısa enerji patlamaları ve memnuniyet verseler de bu gıdaların yerine bize uzun dönemli memnun edebilecek olan alternatif ürünlere odaklanmamız daha doğrudur.

Bizi daha uzun periyotta daha uzun süre tok tutabilecek yiyeceklerden bazıları tam tahıllı ekmek, pirinç, makarna, yulaf, çerezler (kabuklu yemişler), su, yağsız etler ve balık, yumurta, yeşil yapraklı sebze yemekleri, fasulye ve baklagiller.

Bizi tok tutmayacak ve kısa sürede yeniden acıkmamıza neden olabilecek gıdalardan bazıları ise, asitli içecekler, işlenmiş atıştırmalıklar, beyaz ekmek, pirinç ve makarna, şeker ve son olarak nişastalılardır.


Yiyecekleri Yavaş Yemeliyiz:  Hızlı yemek yediğimizde olan aslında şudur: Öncelikle yuttuğumuz hava miktarı artar. Ayrıca lokmaları büyük yuttuğumuz için daha çabuk doyma hissi oluşur. Öte yandan yiyecekleri yavaş şekilde tüketmek ise, ihtiyacımız olandan daha fazla kalori almamızı egeller ve yemek yemeyi otomatik olarak durdururuz. Beynimizde doyma hissinden sorumlu özel hormonların yavaş yediğimizde salgılanmasının teşvik edilmesi de bu teorinin doğru olduğunu kanıtlamaktadır.

Hızlı yemek yemenin en büyük nedeni çoğunlukla zaman darlığıdır. Bu nedenle yemek için özel bir süre ayırmamız şart. Yine her lokmamızı ağzımızda 10-15 kez çiğneyeme odaklanmalı ve her ısırık arasında bir yudum su içmeliyiz.

Her öğününüz için başlangıçta 20-30 dakikalık zaman ayırmaya çalışın ve son lokmanızı bu süreye göre ayarlamaya gayret edin.

Yemeğinizi bitirdiğinizde eğer hâlâ biraz aç hissediyorsanız, yemeğe bir süre ara verin. Midenizin buna alışması biraz zaman alabilir unutmayın.

Öğünlerinizi Not Edin: Yediğimiz yemekleri ve öğünleri en azından kilo verene kadar kayıt altında tutmamız yaşadığımız bu tecrübeyi kaybetmemek için önemlidir. Düşündüğümüzden daha fazla yemek yediğimizi fark etmek bizler için sürpriz olabilir. Ayrıca bunun bir başka faydası da abur cubur tüketmemizi kısıtlamamıza yardımcı olabilecek bir yöntem olmasıdır.

Sporsuz ve diyetsiz göbek nasıl eritilir? Adlı yazımızı böylece bitirdik. Eklemek veya sormak istediğiniz bir şey varsa yorum bölümünde belirtebilirsiniz.    
   

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Elisa Testi Nedir, Nasıl Yapılır?

Elisa Testi Nedir?
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Elisa testi sadece AIDS testi demek değildir. Bu testler ile bazı enfeksiyona neden olan durumlar ve hormon ve proteinler de saptanmaktadır. Elisa testi, vücudun antijen adı verilen zararlı maddelere tepki olarak ürettiği proteinler olan antikorların mevcut olup olmadığını tespit etmek için yapılmaktadır. Başlıca şu hastalıkları teşhis etmek amacı ile Elisa testine başvurulmaktadır:

➤Hepatit B (sarılık), Hepatit C (karaciğer hastalığı) ve HIV (AIDS’e yol açan virüs)
➤Lyme hastalığı (bir kene türünün ısırması ile insana geçen bir bakterinin neden olduğu hastalık)
➤Rotavirüs (genelde kışın gelişen ve özellikle çocuklarda şiddetli ishale neden olan bir virüs enfeksiyonu)
➤Frengi (cinsel ilişki ile geçen ve tedavi edilmezse, körlük, felç ve delilik gibi sonuçlara neden olan kalıtımsal bir hastalık)
➤Toksoplazmozis (kaslarda ve merkez sinir sisteminde çoğalan bir parazitin neden olduğu, beyin-omurilik iltihabı, deri döküntüleri, ateş, eklem…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Kalp Krizi mi Geçirdim? Kalp Spazmı mı?

Kalp spazmı son yıllarda şehirleşmenin artmasıyla stres, çalışma hayatı, sağlıksız beslenme, sigara vb. nedenlerle günlük hayatımızda eskiye nazaran daha sık karşılaştığımız kelimelerden biri haline geldi. Peki, kalp spazmı ile kalp krizi arasındaki farklar nelerdir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki kalp spazmıbazı durumlarda kalp krizi ile karıştırılabilen bir kavramdır. Bu iki kavramı birbirinden ayırmak için en iyi yol kalp krizi nedir? Sorusunu yanıtlamaktır. Kalp krizi en kısa tanımıyla, kalbin bir bölümüne kan akışının durması ve bundan dolayı kalbin oksijensiz kalması durumudur. Eğer kan akışı yeniden hızlı bir biçimde kalbe ulaşmazsa, kalbin oksijensiz kalan bu bölümündeki hücreler ölmeye başlar. Kalpkrizi durumunda kalbin aldığı hasarın seviyesi kalbe ne kadar uzun süreyle kan akışının kesildiğine bağlıdır.


Kalp Krizinin En Yaygın Belirtileri Göğüste rahatsızlık, göğüste yanma, sıkışma hissi, ağırlık hissiVücudun üst bölgesinde (çene, omuzlar, boyun bölgesi, kollar ve sırt) rah…

Diş Kırılması Neden Olur?

Diş kırılması neden olur? Sorusu diş kırılması sorunu yaşamış birçok insanın zamanı geldiğinde nedenlerini merak ettiği soruların başında gelir. Özellikle neden olduğu kötü görünümden dolayı diş kırılması sosyal yaşantımızı da bir süre olumsuz etkileyebilen ağız sağlığı sorunlarımızdandırlar. Özellikle bazı kişilerde diş kırılması dişin kaybedilmesi durumuna kadar gidebilmektedir.

Diş Kırılması Nedenleri

Diş neden kırılır? Sorusuna verilebilecek yanıtlardan bazıları sert yiyecekleri çiğnemek, gece dişleri gıcırdatmak ya da bruksizim hastalığı ve yaşa bağlı olarak dişlerin kırılması ilk olarak sayılabilir. Ancak diş kırılması nedenleri arasında girebilecek başka maddeler de vardır. Şimdi bu maddelere kısaca bakalım.
🔴 Diş sıkma ya da gıcırdatmadan dolayı oluşan basınç ve aşınma
🔴 Dolgulu diş sayısının fazla olmasının dişlerin sağlamlığına zarar vermesi
🔴 Şeker, buz, fındık gibi sert gıdaları ısırmak
🔴 Dişlerin bir kaza, kavga ya da spor yaparken çok sert bir darbe alması
🔴 Ağız içinde…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019