Ana içeriğe atla

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Panik atak anından yapılması gerekenler


Panik atak belirtileri nelerdir? Sorusunu yanıtlamadan önce panik atak rahatsızlığının ne olduğu, neden yaşandığı gibi durumların da değerlendirilmesi panik atağın tam olarak anlaşılması için oldukça önemlidir. Panik atak hastalığı, genetik yatkınlıklar kadar kişinin yapısı ve yaşam tarzıyla da yakından ilişkilidir. Bu hastalığın özellikle aşırı stresli işlerde çalışan kişilerde ve takıntılı bir karaktere sahip mükemmeliyetçi kişilerde daha sık görülmesi de bunu doğrular niteliktedir. 

Panik atak belirtileri aslında bir anda ortaya çıkmaz. Panik atak, hastalığı geçiren hastalar tarafından çoğunlukla önceden fark edilmese de aslında en az 1 yıllık geçmişi olan bir hastalıktır. Bu bir yıl içerisinde birçok kişide panik atak belirtileri, kişi fark etmeden ve bir krize neden olmadan, oluşabilmektedir. Örneğin aşırı heyecanlanıldığında kulak hizasından göğüs bölgesine doğru sıcak su dökülmesi hissi, yine heyecanlı bir esnada aşırı terleme, geceleri uykuya dalarken bir anda irkilerek uyanma ve bu sırada kalpte çarpıntının olması sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı kişilerde ilk panik atak krizinin öncesinde strese bağlı olarak saçkıran ya da sakal kıran rahatsızlığı da görülebilmektedir. 

Panik atak krizi anında en yaygın görülen belirtiler, kollarda ve ellerde karıncalanma, göğüste basınç hissi ve kalpte çarpıntı, nabzın yükselmesi, titreme, nefes alamama ve boğulma hissidir. Yapılan güncel bir araştırmanın sonuçlarına göre panik atağın görülme sıklığı geçmiş yıllara göre hızlı bir artış eğilimindedir.


Panik Atak Nedir?

Panik atak öncelikle beyinde başlayan ve etkileri zamanla vücutta ortaya çıkan kaygıya bağlı bir rahatsızlıktır. Beyinde başlayan panik atak, beyindeki nöronların heyecan hormonlarını anormal şekilde salgılamasından kaynaklanmaktadır. Panik atağa yakalanan kişiler tedaviye başladıktan 4-5 ay sonra bile, panik atak krizi geçirmeseler de, zaman zaman sebepsiz heyecan oluşumu hissetmeye devam edebilirler. İlk kez panik atak krizi geçiren kişiler genellikle ‘kalp krizi geçiriyorum’ düşüncesiyle hastanelerin acil servislerine başvururlar. Acil serviste yapılan tetkiklerde, hastaların sadece binde 3-4’ünün kalbinde bir sorun tespit edilebilmektedir. Panik atak hastalığı genellikle 20 ile 40 yaşları arasında sık görülen bir hastalık olarak dikkat çekmektedir.


Panik Atak Anında Yapılması Gerekenler

Panik atak anında yapılması gerekenler üzerine konuşmadan önce panik atak krizi sırasında hastanın heyecanına engel olamamasından dolayı hızlı nefes alıp vermesi durumunun söz konusu olduğunu hatırlamak oldukça önemlidir. Kriz anında heyecanın kontrol edilememesinin yarattığı hızlı soluma, kalbin daha hızlı atmasına neden olduğu için ilk bir dakikada bunun önüne geçilememesi halinde bu durum kollarda, ayaklarda ve ellerde 1 dakikanın sonunda karıncalanma ve akabinde de hastanın kasılıp kalmasına neden olabilmektedir. Panik atak anında yapılması gerekenler öncelikle rahatlama ve bunun gerçek bir korku olmadığı tezi üzerine olmalıdır. Kriz anında hastanın mümkün olduğunca az yalnız bırakılarak, sürekli telkin edilmesi gerekmektedir. Panik atak anında yapılması gerekenleri 2 ana başlık altında incelemek mümkündür:

1. Yavaş Ve Derin Nefes Almak: Panik atak anında en önemli husus kişinin sakin kalabilmesidir. Ancak yukarıda saydığımız birçok etken buna izin vermez. Bu nedenle hastanın yakınları, hastanın ellerinden tutarak onu yavaş ve derin nefes almaya teşvik etmelidirler. Bunu yaparken, hasta nefesini içine çekerken içinden 1,2,3,4 diye saymalı ve nefesini verirken ise bin 1, bin 2, bin 3, bin 4 diye sayarak nefesini yavaşça vermelidir. Bu işlem en az bir dakika tekrarlanmalıdır.

2.     Poşete Solumak: Panik atak anında en son çare olarak uygulanabilecek yöntem ise, hastanın kontrolsüz ve hızlı nefes almasını önlemek için başvurulan ‘poşete soluma’ yöntemidir. Kişi poşete solurken kendi kirli oksijenini soluduğundan kısa süre sonra sakinleşecek ve nefes alıp vermesi düzene girecektir. Ancak bu yöntem, kirli oksijen solunduğundan, 1-2 dakikadan uzun süre yapılmamalıdır.  


Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Panik atak krizi 1-2 dakikadan 30 dakikaya kadar uzayabilen bir süreçtir. Bu sürenin daha uzun bir zaman dilimini kapsaması kişide ‘panik bozukluk’ olduğu anlamına gelebilir.

Panik atak belirtileri üzerine konuşmadan önce panik atağı aniden ve uyarı vermeden meydana gelen yoğun ölüm korkusu şeklinde tanımlayabiliriz. Panik atağın yaşandığı bu atak zamanları herhangi bir zamanda ya da uykuda da ortaya çıkabilir.  

Panik atak belirtilerini yaşamış bir kişi ölüm düşüncesi dışında ayrıca kalp krizi geçirdiğini ya da delirdiğini de düşünebilir. Bunun nedeni solunumun aşırı hızlanmasından dolayı kalp atış hızının çok yüksek olmasıdır. Ancak kişi aslında ne deliriyordur ne de kalp krizi geçiriyordur. Fakat beyindeki nöronlar arasında bozulma, buna beynin panik merkezi de denilebilir, kişinin korku, endişe ve delirme gibi hisleri yaşamasına neden olur.

Panik atakların süresi kişiden kişiye göre değişkenlik gösterir. Bir dakika süre panik atakların yanı sıra 1 saat süren panik ataklar da, nadiren, vardır. Ancak genel olarak dakikalar içinde zirve noktaya ulaşır ve etkisini yitirirler. Panik atak sonrasında ise aşırı yorgunluk ve bitkinlik görülür.   

Panik atağın belirtileri fiziksel olabildiği gibi ayrıca duygusal belirtileri de olabilir. Duygusal belirtiler arasında odaklanma güçlüğü, gergin hissetme, yoksunluk varken; fiziksel belirtilerinden bazılarıysa aşırı terleme, titreme, uykusuzluk ve kalp atım hızında yükselmedir.


Panik atak gerçekleşmeden kısa süre önce kişi kısa ve hızlı nefes almaya başlar. Ek olarak kişinin aşırı kalp çarpıntısı yaşaması da panik atak süresince onun daha fazla korkmasına neden olur. 

Şimdi sözü daha fazla uzatmadan maddeler halinde panik atak belirtilerine bakalım:


Kalp çarpıntısı (en yaygın)

Göğüs, kafa ve kollar aniden ateş basması (yaygın)

Karıncalanma ya da uyuşma hissi (en yaygın)

Göğüsten aşağı sıcak su dökülmesi gibi bir his (yaygın)

Bayılma hissi (yaygın)

Nefes alamama ya da boğulma hissi

Göğüste yanma ya da ağrı

Ölüyor ya da deliriyormuş gibi hissetme (yaygın)

Hızlı ve kısa nefes almak (en yaygın)

Kontrol kaybı

Terleme

Büyük bir tehlike altında gibi hissetmek

Ciltte yanma hissi

Özellikle eller ve midede ani kramplar

Duygusal çöküş

Kötü bir şey olacakmış hissi

Dizlerde zayıflık

Kusma ve ishal (bazen)

Ortama yabancılaşma hissi

Ağlama hissi

Üşüme/ürperme

Baş ağrısı (bazen)

Dengeyi kaybetme hissi

Kalbin sesini şiddetle duyma hissi

Kendi bedeninden ayrılma hissi veya gerçekliğin anlamını kaybetmesi

Göğüste basınç hissetmek

Boğazda sıkışma hissetmek

Uykuda panik atak geçirilirse sıçrama ya da düşme hissi (genellikle geceleri)

Şunu unutmamak gerekir ki uyku bozuklukları ve panik atak arasında bazı bağlantıların olduğu artık anlaşılmıştır. Uyku düzeni bozuk olan ya da geceleri yeterli uyumayan insanların diğer insanlara göre daha gergin ve depresyona meyilli olmaları, bu kişilerin panik atak için uygun koşulları kendiliğinden sağlanmasına neden olmaktadır.

Yetişkinlerde panik atak belirtilerini yukarıdaki maddelerde ifade etmeye çalıştım. Tabi bunlar bilinen belirtilerdir. Bilmediğimiz farklı belirtiler de olabilir. Ancak yukarıdaki liste genel bir fikir edinmek için oldukça yeterlidir.

Son olarak eklemek gerekirse bu liste yer alan belirtilerin sizleri panik atak hastalığına karşı korkutmaması gerektiğidir. Unutmamak gerekir ki bu hastalık eğer yaşam tarzına dikkat edilir ve düzenli olarak doktora gidilirse tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ayrıca listedeki her belirti de herkeste görülmez. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elisa Testi Nedir, Nasıl Yapılır?

Elisa Testi Nedir?
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Elisa testi sadece AIDS testi demek değildir. Bu testler ile bazı enfeksiyona neden olan durumlar ve hormon ve proteinler de saptanmaktadır. Elisa testi, vücudun antijen adı verilen zararlı maddelere tepki olarak ürettiği proteinler olan antikorların mevcut olup olmadığını tespit etmek için yapılmaktadır. Başlıca şu hastalıkları teşhis etmek amacı ile Elisa testine başvurulmaktadır:

➤Hepatit B (sarılık), Hepatit C (karaciğer hastalığı) ve HIV (AIDS’e yol açan virüs)
➤Lyme hastalığı (bir kene türünün ısırması ile insana geçen bir bakterinin neden olduğu hastalık)
➤Rotavirüs (genelde kışın gelişen ve özellikle çocuklarda şiddetli ishale neden olan bir virüs enfeksiyonu)
➤Frengi (cinsel ilişki ile geçen ve tedavi edilmezse, körlük, felç ve delilik gibi sonuçlara neden olan kalıtımsal bir hastalık)
➤Toksoplazmozis (kaslarda ve merkez sinir sisteminde çoğalan bir parazitin neden olduğu, beyin-omurilik iltihabı, deri döküntüleri, ateş, eklem…

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Krizantem Çayının Hazırlanışı ve Faydaları

Krizantem çayı krizantem çiçeğinin demlenmesinden elde edilen bir çaydır. Bu çay kalsiyum, beta karoten, demir, magnezyum, niyasin, potasyum, B2 ve C vitaminleri açısından oldukça zengindir. Krizantem çayının faydaları, eski zamanlardan beri geleneksel Çin tıbbında da kullanılmıştır. Şimdi hep birlikte krizantem çayının hazırlanışı ve faydalarına daha yakından bakalım. 
Krizantem Çayının Hazırlanışı
Krizantem çayının hazırlanışı çok kolaydır. Buna ek olarak, çayı hazırlamak için gerekli olan malzemeleri de aktarlardan ya da marketlerden temin etmek mümkündür.
Malzemeler
50 gr. kurutulmuş krizantem çiçeği500 ml. Su2-3 çay kaşığı bal, yapay tatlandırıcı ya da şeker

Hazırlanışı
Bir demliğin içine bal, krizantem çiçeği ve su koyunSuyu iyice kaynatın ve su kaynadıktan sonra yarısını dökünArdından biraz soğumaya bırakın. Demlik oda sıcaklığına geldiğinde çayınız içime hazır hale gelmiş olacaktır. Afiyet olsun.

Krizantem Çayının Faydaları

Krizantem çiçeğinden yapılan bu çay çok sayıda hastalığa …

Su Zehirlenmesi Nedir?

Fazla su içmenin zararları hakkında konuşacaksak bu konu eninde sonunda su zehirlenmesi kavramına varacaktır. Özellikle spor ya da egzersiz yaptıktan sonra vücudumuz su kaybeder. Kaybedilen su miktarı bize arka arkaya fazla miktarda su içtirir. Peki, fazla su içmek doğru bir hareket midir?
Su zehirlenmesi kavramı da bu noktada karşımıza çıkar. Çünkü nadir de olsa bazen kısa zamanda çok fazla su içmek tehlikeli olabilir. Bunun nedeni kısa zaman içtiğimiz suyun kanımızdaki sodyum ve tuz seviyelerini dramatik biçimde düşük düzeylere indirilebilmesidir. Buna hiponatremi denir. Bu kavramı birçok yerde de “su zehirlenmesi” olarak duymuşsunuzdur. Hiponatremi çok ciddi bir rahatsızlıktır ve sonuçları ölümcül dahi olabilir.
Tabi şunu unutmamamız gerekir: Su zehirlenmesi yaşanması için litrelerce suyun kısa sürede içilmesi gerekir. Yani aslında su zehirlenmesi kavramı normal sınırlar içerisinde su tüketen biri için pekte olası olmayan bir hastalıktır.

Su Zehirlenmesinin Nedenleri
Su zehirlenmes…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019