Ana içeriğe atla

Karaciğer Yağlanmasının Belirtileri Nelerdir?

Karaciğer yağlanması belirtileri
Karaciğer yağlanması belirtileri üzerine konuşurken, karaciğerimizin vücudumuz için hayati öneme sahip organlardan biri olduğunu belirtmek gerekmektedir. Karaciğer, her gün safra salgılayarak vücudumuzdaki yağın yakılmasına yardımcı olur. Ayrıca vücudumuzun ısısının ayarlanmasında da etkisi olan bir organdır. Peki, karaciğer yağlanması belirtileri nelerdir?

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde yağ birikmesinden kaynaklanan yaygın karaciğer hastalıklarından bir tanesidir. Bazı durumlarda yaşamsal tehlike yaratmamasına rağmen, bu yağlanma orta ya da şiddetli seviyelere varan komplikasyonlara da neden olabilmektedir. Yağlı gıdaların tüketiminin dışında, aşırı alkol kullanımı gibi çeşitli etkenler karaciğer yağlanmasının görülmesine neden olabilir.

Karaciğer Yağlanması Nedir?

Bu hastalık, adından da anlaşılacağı gibi, karaciğerin normalin üzerinde yağlanması durumudur. Bu durum sonucunda karaciğerdeki yağ miktarı karaciğer ağırlığının %5’i ile 10’u arasında değişirse, karaciğer yağlanması denilen hastalık oluşur. Bu hastalık çoğu durumda herhangi bir belirti vermeyebilir ya da hiçbir komplikasyona neden olmayabilir. Fakat yağ birikmesiyle birlikte karaciğer bazı insanlarda sağlık problemlerine daha meyilli hale gelir. Bunun sonucunda ise karaciğerde karaciğer kanseri, karaciğer yetmezliği ve siroz gibi rahatsızlıklar gelişebilir. Hastalığın yaygın ve orta aşaması “basit karaciğer yağlanması” ya da hepatik steatoz derecesi olarak adlandırılır. Daha kötü olan bir sonraki aşama daha az sıklıkta görülür ve steohepatik olarak isimlendirilir.

Karaciğer yağlanması iki temel kategoride sınıflandırılır: Alkolik ve alkolik olmayan yağlı karaciğer. Alkolik olmayan yağlı karaciğer hiç alkol kullanmayan ya da çok düşük miktarlarda kullanan kişilerde görülen bir hastalıktır. Küçük miktarlarda alkol kullanımı karaciğer hastalıklarına neden olmayabilir, ama aşırı alkol tüketimi karaciğerin çalışmasını yavaşlatır ve karaciğer yağlanmasının görülmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra yapılan çalışmalar genlerin de karaciğer yağlanmasında önemli rolü olduğunu göstermiştir. Yani bir kişide alkolizmin görülme ihtimali genler tarafından belirlenebilir. Alkolizm, bu hastalığın görülme olasılığını artırabilen diğer karaciğer problemleri, obezite ve yağlı beslenme gibi faktörleri bir araya getirmektedir.

Karaciğer Yağlanması Belirtileri Nelerdir?

Karaciğer yağlanmasının her iki tipide farklı şiddette olabilir. Öyle ki basit karaciğer yağlanması hayati risk taşıyan ya da şiddetli belirtilere sahip değildir. Bu tip karaciğer hastalığı, karaciğerde oluşan iltihaplanmayı daha da kötüleştirebilir. Hatta alkolik ve alkolik olmayan steatohepatik olarak adlandırılan karaciğer yağlanmasının oluşumuna neden olabilir. Karaciğer yağlanması bazen yorgunluk, sağ abdominal rahatsızlık, gözlerde ve ciltte sararma ve de ateş gibi belirtilere sahiptir. Steatohepatik, karaciğerde fibrozis ya da yara dokusunun oluşmasına da neden olabilir. Ayrıca sağ alt karın bölgesinde ara sıra ağrı ve yorgunluk dışında bulantı, ciltte soluklaşma (özellikle boyunda ve kolların alt bölümünde), kolay morarma, kanama ve karaciğer büyümesi gibi belirtileri de görülebilir.

Karaciğer yağlanması sonucu ortaya çıkan fibrozisler daha sonra karaciğer kanseri ya da karaciğer yetmezliğiyle sonuçlanan siroz hastalığını daha da kötüleştirebilirler. Yapılan çalışmalara göre, bir steatohepatikin siroza dönüşmesi 8 ile 15 yıllık bir zaman dilimi içinde gerçekleşmektedir. Bu süre zarfında hastalık sarılık, ödem, bacaklarda şişme, özofajal damarlarda kanama gibi belirtilerin oluşmasına neden olabilir. Basit karaciğer yağlanması belirtileri ise hiç fark edilmeyebilir. Karaciğer yağlanmasının bu türü genellikle şans eseri rutin kan testleri sonucu ya da chek-up ile fark edilebilir.   

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elisa Testi Nedir, Nasıl Yapılır?

Elisa Testi Nedir?
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Elisa testi sadece AIDS testi demek değildir. Bu testler ile bazı enfeksiyona neden olan durumlar ve hormon ve proteinler de saptanmaktadır. Elisa testi, vücudun antijen adı verilen zararlı maddelere tepki olarak ürettiği proteinler olan antikorların mevcut olup olmadığını tespit etmek için yapılmaktadır. Başlıca şu hastalıkları teşhis etmek amacı ile Elisa testine başvurulmaktadır:

➤Hepatit B (sarılık), Hepatit C (karaciğer hastalığı) ve HIV (AIDS’e yol açan virüs)
➤Lyme hastalığı (bir kene türünün ısırması ile insana geçen bir bakterinin neden olduğu hastalık)
➤Rotavirüs (genelde kışın gelişen ve özellikle çocuklarda şiddetli ishale neden olan bir virüs enfeksiyonu)
➤Frengi (cinsel ilişki ile geçen ve tedavi edilmezse, körlük, felç ve delilik gibi sonuçlara neden olan kalıtımsal bir hastalık)
➤Toksoplazmozis (kaslarda ve merkez sinir sisteminde çoğalan bir parazitin neden olduğu, beyin-omurilik iltihabı, deri döküntüleri, ateş, eklem…

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Krizantem Çayının Hazırlanışı ve Faydaları

Krizantem çayı krizantem çiçeğinin demlenmesinden elde edilen bir çaydır. Bu çay kalsiyum, beta karoten, demir, magnezyum, niyasin, potasyum, B2 ve C vitaminleri açısından oldukça zengindir. Krizantem çayının faydaları, eski zamanlardan beri geleneksel Çin tıbbında da kullanılmıştır. Şimdi hep birlikte krizantem çayının hazırlanışı ve faydalarına daha yakından bakalım. 
Krizantem Çayının Hazırlanışı
Krizantem çayının hazırlanışı çok kolaydır. Buna ek olarak, çayı hazırlamak için gerekli olan malzemeleri de aktarlardan ya da marketlerden temin etmek mümkündür.
Malzemeler
50 gr. kurutulmuş krizantem çiçeği500 ml. Su2-3 çay kaşığı bal, yapay tatlandırıcı ya da şeker

Hazırlanışı
Bir demliğin içine bal, krizantem çiçeği ve su koyunSuyu iyice kaynatın ve su kaynadıktan sonra yarısını dökünArdından biraz soğumaya bırakın. Demlik oda sıcaklığına geldiğinde çayınız içime hazır hale gelmiş olacaktır. Afiyet olsun.

Krizantem Çayının Faydaları

Krizantem çiçeğinden yapılan bu çay çok sayıda hastalığa …

Su Zehirlenmesi Nedir?

Fazla su içmenin zararları hakkında konuşacaksak bu konu eninde sonunda su zehirlenmesi kavramına varacaktır. Özellikle spor ya da egzersiz yaptıktan sonra vücudumuz su kaybeder. Kaybedilen su miktarı bize arka arkaya fazla miktarda su içtirir. Peki, fazla su içmek doğru bir hareket midir?
Su zehirlenmesi kavramı da bu noktada karşımıza çıkar. Çünkü nadir de olsa bazen kısa zamanda çok fazla su içmek tehlikeli olabilir. Bunun nedeni kısa zaman içtiğimiz suyun kanımızdaki sodyum ve tuz seviyelerini dramatik biçimde düşük düzeylere indirilebilmesidir. Buna hiponatremi denir. Bu kavramı birçok yerde de “su zehirlenmesi” olarak duymuşsunuzdur. Hiponatremi çok ciddi bir rahatsızlıktır ve sonuçları ölümcül dahi olabilir.
Tabi şunu unutmamamız gerekir: Su zehirlenmesi yaşanması için litrelerce suyun kısa sürede içilmesi gerekir. Yani aslında su zehirlenmesi kavramı normal sınırlar içerisinde su tüketen biri için pekte olası olmayan bir hastalıktır.

Su Zehirlenmesinin Nedenleri
Su zehirlenmes…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019