Ana içeriğe atla

Beynimizdeki Kök Hücrelerle Yaşlanmak Tarihe Karışıyor!

kök hücre tedavisi


Bilimadamlarının son yıllarda yapmış olduğu çalışmalar sonucunda yaşlanmanın beynimizdeki sinir kök hücrelerinin azalmasıyla tetiklendiği keşfedildi. Bu kök hücrelerinin sayısı zamanla azaldığında veya beyindeki bu kök hücreler hasar gördüğünde vücuttaki organların da yaşlanmaya başladığı ve ölümün normalden daha erken gerçekleştiği görüldü. Yaşlanma ile aralarında sıkı bir bağ olan bu sinir kök hücreleri beynin alt kısmında, hipotalamusta bulunuyor.
New York Albert Einstein Tıp Fakültesi'nde çalışan bilimadamı Dongsheng Cai, laboratuar fareleri üzerinde yaptığı araştırmalarda hipotalamusun beynindeki yerini tam olarak tespit etmeyi başardı. Nature dergisinde yayınlanan bu araştırmanın sonucuna göre, hipotalamusta bulunan sinir kök hücrelerinin sayısı zamanla azaldığında veya işlevleri bozulduğunda, vücudun organları ve metabolik süreçleri daha hızlı yaşlanıyor ve ömür de buna bağlı olarak kısalıyor.
Profesör Cai ve arkadaşlarının yapmış oldukları bu kapsamlı araştırmanın sonuçlarına göre, hipotalamusta bulunan sinir kök hücrelerinin sayısı hayat boyunca doğal olarak azalıyor ve bu azalma da yaşlanmayı hızlandırıyor. Araştırmanın sonuçlarına göre, kök hücre enjekte edilen farelerde ise yaşlılığın kontrol altına alınarak tamamen geriye döndürülebileceği görüldü. Bu keşif, insanoğlunun yüzyıllardır çare aradığı yaşlılık sorununa büyük bir umut oldu.
Profesör Chai’ye göre, önümüzdeki yıllarda yaşlanma beyindeki bu kök hücreler kullanılarak yavaşlatılabilecek. Fareler üzerinde tamamen başarılı olan bu deney, çok yakında insanlar üzerinde de test edilecek.
Hipotalamus, vücudumuzdaki çeşitli biyolojik fonksiyonları düzenleyen, aynı zamanda sinirleri ve hormonları birbirine bağlayan bir bölümdür. Hipotalamus beynimizde bir bilgisayarın merkezi işlem birimi gibi görev yapar. Hipotalamusun en önemli görevlerinden biri ise vücudun dengesini korumaktır.
Hormonlar aracılığıyla çalışan hipotalamus birçok vücut işlevini düzenlemekten sorumludur. İştah, tansiyon, vücut ısısının dengelenmesi, uyku döngüsü, kalp atış hızı, cinsel istek döngüsü ve sindirim gibi birçok önemli fonksiyonları kontrol eder. Hipotalamusta bulunan kök hücreler, yeni sinir hücreleri üretmek için olgunlaşan temel hücrelerdir.
Profesör Cai'nin ekibi, sağlıklı fareler büyüdükçe hipotalamusta bulunan kök hücrelere ne olduğunu inceledi. Ekip, ömrü 2-3 yıl olan farelerde hipotalamus kök hücrelerinin sayısının, 10. aydan itibaren azalmaya başladığını buldu. Fareler 2 yaşına geldiğinde ise bu hücrelerin büyük bir kısmının yok olduğu görüldü. Yetişkin farelerin hipotalamus bölgesindeki kök hücrelerin alınması ise yaşlanmanın büyük ölçüde hızlanmasına yol açtı. Hipotalamustaki kök hücreleri bozulmuş fareler ise normalden çok daha erken öldü.
Araştırmada yaşlanmayı yavaşlatan ve geriye çeviren esas unsurun, kök hücreler tarafından salınan mikro RNA’lar adı verilen moleküller olduğu keşfedildi. Bu küçük moleküler parçacıkların, genaktivitesinin düzenlenmesinde de önemli bir role sahip olduğu bulundu.
Araştırmada, genç farelerin hipotalamus kök hücrelerinden çıkarılan mikro RNA’lar yaşlı farelerin beyin omurilik sıvısına enjekte edildiğinde yaşlanmanın önemli ölçüde yavaşladığı görüldü. Kök hücre enjekte edilen farelerde fiziksel ve zihinsel koordinasyon güçlendi, sosyal beceri ve zihinsel yetenek artış gösterdi. Yapılan bir dizi test sonucunda kök hücrelerin yaşlanmayı tamamen tersine çevirdiği görüldü.
Beyindeki kök hücrelerin yaşlanma üzerindeki bu kesin etkisi, bilim adamlarına yepyeni kapılar açtı. Artık yaşlanmayı önlemek için bir sonraki adım, genç insanlardan alınan mikro RNA’ların yaşlı insanlara enjekte edilmesi olacak. Belki de böylece yaşlılık önlenerek, ileriki zamanlarda tamamen tarihe karışacak! 

Peki sizce bu mümkün mü? Yorumlarınızı lütfen yorum bölümünde belirtiniz!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elisa Testi Nedir, Nasıl Yapılır?

Elisa Testi Nedir?
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Elisa testi sadece AIDS testi demek değildir. Bu testler ile bazı enfeksiyona neden olan durumlar ve hormon ve proteinler de saptanmaktadır. Elisa testi, vücudun antijen adı verilen zararlı maddelere tepki olarak ürettiği proteinler olan antikorların mevcut olup olmadığını tespit etmek için yapılmaktadır. Başlıca şu hastalıkları teşhis etmek amacı ile Elisa testine başvurulmaktadır:

➤Hepatit B (sarılık), Hepatit C (karaciğer hastalığı) ve HIV (AIDS’e yol açan virüs)
➤Lyme hastalığı (bir kene türünün ısırması ile insana geçen bir bakterinin neden olduğu hastalık)
➤Rotavirüs (genelde kışın gelişen ve özellikle çocuklarda şiddetli ishale neden olan bir virüs enfeksiyonu)
➤Frengi (cinsel ilişki ile geçen ve tedavi edilmezse, körlük, felç ve delilik gibi sonuçlara neden olan kalıtımsal bir hastalık)
➤Toksoplazmozis (kaslarda ve merkez sinir sisteminde çoğalan bir parazitin neden olduğu, beyin-omurilik iltihabı, deri döküntüleri, ateş, eklem…

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Su Zehirlenmesi Nedir?

Fazla su içmenin zararları hakkında konuşacaksak bu konu eninde sonunda su zehirlenmesi kavramına varacaktır. Özellikle spor ya da egzersiz yaptıktan sonra vücudumuz su kaybeder. Kaybedilen su miktarı bize arka arkaya fazla miktarda su içtirir. Peki, fazla su içmek doğru bir hareket midir?
Su zehirlenmesi kavramı da bu noktada karşımıza çıkar. Çünkü nadir de olsa bazen kısa zamanda çok fazla su içmek tehlikeli olabilir. Bunun nedeni kısa zaman içtiğimiz suyun kanımızdaki sodyum ve tuz seviyelerini dramatik biçimde düşük düzeylere indirilebilmesidir. Buna hiponatremi denir. Bu kavramı birçok yerde de “su zehirlenmesi” olarak duymuşsunuzdur. Hiponatremi çok ciddi bir rahatsızlıktır ve sonuçları ölümcül dahi olabilir.
Tabi şunu unutmamamız gerekir: Su zehirlenmesi yaşanması için litrelerce suyun kısa sürede içilmesi gerekir. Yani aslında su zehirlenmesi kavramı normal sınırlar içerisinde su tüketen biri için pekte olası olmayan bir hastalıktır.

Su Zehirlenmesinin Nedenleri
Su zehirlenmes…

Uykuda Panik Atak Neden Olur?

Panik ataklar korku ve endişenin baskın olduğu yoğun duygu boşalımlarıdır. Bu ataklar sıklıkla zorlu duygular, rahatsız edici düşünceler ve ölüm korkusu olarak kendilerini dışa vururlar. Örneğin, panik atak başladığında bir kişi aniden çok sinirli ve endişeli hareketler yapmaya başlayabilir.
Bununla birlikte panik atak sırasında terleme, göğüs ağrısı, kalpte çarpıntı ve baş dönmesi gibi bazı fiziksel belirtilerde ortaya çıkar. Bu belirtilerin ortaya çıkması da yaşanan korku durumunu daha kötü hale getirir ve panik atağın tam anlamıyla yaşanmasına neden olur.
Panik atak sırasında birçok insan kendini kaybetme hissi olarak tarif ettikleri durumu yaşar. Bunu panik atak geçiren kişiler genellikle sanki ruhun bedeni terk etmesi gibi bir durum ya da kendine yabancılaşma olduğunu ifade ederler. Bu da panik atak sırasında ölüme yakın hislerin yaşandığını kanıtlamaktadır.

Uykuda panik atak geçirmek ise gündüz geçirilen panik atağa benzer. Gece uykuda panik atak belirtileri arasında anide yüks…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019