Ana içeriğe atla

Neden Rüya Görürüz?



rüyalar-nasıl-oluşur



Neden rüya görürüz? Sorusu oldukça kolay, fakat yanıtı ise oldukça zor bir sorudur. Rüyaların nedenleri? Veya İnsanlar neden rüya görülür? Soruları yalnızca modern psikiyatrinin değil aynı zamanda binlerce yıldır filozofların da ilgisini çekmiş bir sorudur. Bu sorularla ilgili tek bir doğru yanıt vermek yerine birden fazla doğru olma ihtimali olan cevaplar silsilesini sizlere sunmanın, konuyu iyice araştırdıktan sonra, daha doğru olacağına karar verdim.

Rüyalar ve uyku üzerine son 10 yıldır yapılan bilimsel çalışmalarda, rüyaların neden görüldüğü konusunda hâlâ yüzde yüz emin olunamamaktadır. Ancak bu hiçbir şey bilmediğimiz anlamına da gelmemektedir.

Rüyaların en sık görüldüğü ve hatırlandığı uyku evresi REM uykusu olarak adlandırılan evredir. Bu, bilim camiası tarafından genel kabul görmüş bir bilgidir. Ancak rüyaların biyolojik ya da psikolojik nedenlerden mi doğduğu hâlâ yanıtı net olmayan bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Bundan dolayı bu soruyla ilgili spekülatif cevapların da ardı arkası kesilmemektedir.  

Neden rüya görürüz? Sorusuna cevap olarak üretilen birkaç teori vardır. Bu teorileri açıklarken rüya nedir? ve Rüyalar nasıl oluşur? Soruları da cevaplanmış olacaktır. Şimdi bu teorilere kısaca değinelim.  

TEORİ 1

Gün içinde uyanık olduğumuz süre içerisinde beynimiz, çok sayıda bilginin ve düşüncenin bombardımanı altındadır. Bu parça parça bilgiler biz uyanıkken bir puzzle’ın parçaları gibidirler. Bunların bir araya gelip anlamlı bir bütün oluşturması gerekir. İşte bu noktada uyku ve rüyalar el ele vererek uyanık olduğumuz süre içindeki her şeyi bir araya getirirler. Böylece bilgiler zihnimizde anlam kazanırlar. Bu yüz binlerce girdi her gün, en küçük detaydan en kompleks olanına kadar rüyalar ve uyku yardımıyla bir anlam kazanır. Uyku süresince beyin, neyi unutup neyi kalıcı hale getireceği üzerinde karar vermek için adeta tarlaya tohum eken bir çiftçi gibi çalışıp durur.

Yapılan araştırmalarda, saatlerce çalışıp yeni bir şey öğrendiğimiz zamanlarda geceleri daha fazla rüya görürüz. Araştırmaya katılan katılımcılara bir kursta yeni bir dil öğretilmeye çalışılmış ve katılımcıların rüya aktivitelerinde artış görülmüştür. Bunun anlamı, beynimizin kısa dönemli anıların içinden uzun dönemli anılara dönüşecek olanları ayıklayıp, bir tür önem sıralaması gibi düşünülebilir, uzun dönemli anılar için zihin tarlamıza tohumlar savurmasıdır.


RÜYALARIMIZI KONTROL ETMEK MÜMKÜN MÜ?


TEORİ 2

İkinci teori aslında daha bilindik bir teoridir. Buna göre rüyalar, duygularımızın bir yansıtıcısıdır. Gün içinde beyin, temel fonksiyonlarını yerine getirmek ve bağlantılar kurmak için sıkı bir çalışmaya girer. Örneğin bir kulübe inşa ediyorsanız, beyniniz ellerinizin testereyle ağacı kesmesi esnasındaki tüm bağlantıların oluşmasına izin verir.

Gece olduğundaysa her şey yavaşlar ve uyku boyunca beynimizin odaklanması gereken herhangi bir şey kalmaz. Böyle beynimiz oluşturduğu bağlantıları serbest bırakır. Sonuç olarak gündüz yaşanan duygu savaşından geriye sadece rüya döngüsü kalır. Eğer gün içinde yaşadıklarımızdan herhangi biri ağır basarsa, bu şeyin rüya ya da belirgin bir imaja dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir.  Çok rüya görmek neye işarettir? Diye soranların, gün içinde yaşadıklarını çok fazla kafaya taktıklarını veya düşündüklerini söylemek mümkündür.

TEORİ 3

Son teori çok fazla ilgi görmese de belirtmemizde faydası olacaktır. Bu teori, rüyaların aslında herhangi bir beyin fonksiyonuna hizmet etmediğini ve uyku esnasında beynimizin ürettiği anlamsız görüntüler yığını olduğunu iddia etmektedir.

Herkesin bildiği gibi rüyalarımızın çoğu, REM uykusu sırasında, beynimizin arka kısmında oluşurlar. Bazı araştırmacılar, beynimizin bu esnada çözüldüğünü ve rüyalarımızın rastgele şekilde meydana geldiğini söylerlerken, bir anlamı olmadığını da belirtmektedirler.

Neden rüya görürüz? Sorusuna bilim camiası tarafından kabul gören 3 teoriyle verilen yanıtları böylece görmüş olduk. Peki, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Sizce rüya neden görülür?

Yorumlar

  1. Güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık. Ben 2. teoriyi daha uygun görüyorum çünkü uzunca bir sure çok ender rüya gördüğüm bir dönemde psikoloğum bana az rüya görmenin depresyon belirtisi olduğunu söylemişti ve tedavi sürecinde çok sık ve anlamsiz, karışık rüyalar görmeye basladim. Psikoloğum bunun iyi birşey olduğunu ve bilinçaltımin çözülmeye başladığını söylemişti. Son zamanlarda yine rüya görmesemde en azından bir şeylerden kaçtığım yada hep aynı mekanda kurgulanan rüyalarım artık son buldu :)

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar, 2. teoriyi mantıklı bulmanızın nedenini öyle güzel anlatmışsınız ki diyecek söz bulamadım. Geçmiş olsun.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

1) Yorumunuzun yazıyla ilgili olmasına özen gösterin.
2) Yazım ve dil bilgisi kurallarına mümkün mertebe özen gösterin.
3) Hakaret ve küfür içeren kelimeler kullanmayın.
4) Yorum yaparken link eklemeyin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elisa Testi Nedir, Nasıl Yapılır?

Elisa Testi Nedir?
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Elisa testi sadece AIDS testi demek değildir. Bu testler ile bazı enfeksiyona neden olan durumlar ve hormon ve proteinler de saptanmaktadır. Elisa testi, vücudun antijen adı verilen zararlı maddelere tepki olarak ürettiği proteinler olan antikorların mevcut olup olmadığını tespit etmek için yapılmaktadır. Başlıca şu hastalıkları teşhis etmek amacı ile Elisa testine başvurulmaktadır:

➤Hepatit B (sarılık), Hepatit C (karaciğer hastalığı) ve HIV (AIDS’e yol açan virüs)
➤Lyme hastalığı (bir kene türünün ısırması ile insana geçen bir bakterinin neden olduğu hastalık)
➤Rotavirüs (genelde kışın gelişen ve özellikle çocuklarda şiddetli ishale neden olan bir virüs enfeksiyonu)
➤Frengi (cinsel ilişki ile geçen ve tedavi edilmezse, körlük, felç ve delilik gibi sonuçlara neden olan kalıtımsal bir hastalık)
➤Toksoplazmozis (kaslarda ve merkez sinir sisteminde çoğalan bir parazitin neden olduğu, beyin-omurilik iltihabı, deri döküntüleri, ateş, eklem…

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Kalp Krizi Riskini %70’e Kadar Azaltın

Kalp krizi riski denildiğinde birçok insanın ürperdiğini düşünüyorum. Ancak maalesef içtiğimiz su kadar gerçek bir olgu kalp krizi. Özellikle günümüzde kalpkrizi riskinin geçmişe nazaran daha da artmış bir vaziyette olduğunu söyleyebilirim. Bunda beslenme, stres, sigara kullanımı ve hareketsiz kalarak vücudumuzdaki yağ oranını artması ana etkenler.
Peki, sizlere Iowa Eyalet Üniversitesi tarafından yapılmış bilimsel bir çalışmaya dayanarak, haftada sadece 1 saatlik bir çalışmayla kalp krizi geçirme riskini %70’e kadar azaltma şansınız olduğunu söylesem ne cevap verirdiniz. Eğer bu bilgi size de ilginç geldiyse, yazının kalanını okumaya devam edin derim.
Spor yapmak ve kalp hastalıkları arasında ters orantı olduğunu herkes bilir. Özellikle düzenli yürümek, bisiklete binmek ve yüzmek kalbe iyi gelen sportif etkinliklerdir. Ancak her şeyin hızlı aktığı çağımızda birçok insan bu aktiviteleri, fazla zaman aldığından dolayı, gerçekleştiremiyor. Ancak size önereceğim egzersizi ister evde is…

Kalp Krizi mi Geçirdim? Kalp Spazmı mı?

Kalp spazmı son yıllarda şehirleşmenin artmasıyla stres, çalışma hayatı, sağlıksız beslenme, sigara vb. nedenlerle günlük hayatımızda eskiye nazaran daha sık karşılaştığımız kelimelerden biri haline geldi. Peki, kalp spazmı ile kalp krizi arasındaki farklar nelerdir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki kalp spazmıbazı durumlarda kalp krizi ile karıştırılabilen bir kavramdır. Bu iki kavramı birbirinden ayırmak için en iyi yol kalp krizi nedir? Sorusunu yanıtlamaktır. Kalp krizi en kısa tanımıyla, kalbin bir bölümüne kan akışının durması ve bundan dolayı kalbin oksijensiz kalması durumudur. Eğer kan akışı yeniden hızlı bir biçimde kalbe ulaşmazsa, kalbin oksijensiz kalan bu bölümündeki hücreler ölmeye başlar. Kalpkrizi durumunda kalbin aldığı hasarın seviyesi kalbe ne kadar uzun süreyle kan akışının kesildiğine bağlıdır.


Kalp Krizinin En Yaygın Belirtileri Göğüste rahatsızlık, göğüste yanma, sıkışma hissi, ağırlık hissiVücudun üst bölgesinde (çene, omuzlar, boyun bölgesi, kollar ve sırt) rah…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019