Ana içeriğe atla

Her Şeyi Kafaya Takmaktan Kurtulmanın 10 Basit Yolu

kafaya takma hastalığı


Her şeyi kafaya takmak denildiğinde aslında bu durumun günümüzde çok yaygın olduğunu hemen herkes biliyor. Kimimiz buna huy kimimiz hastalık gibi yakıştırmalar yapsa da her şeyi kafaya takmak söz öbeğinin kısaca bir şeyi sürekli, aşırı biçimde düşünerek bunun yaşantımıza ve zihin sağlığımıza zarar verir hale gelmesidir denebilir.

Bazı insanlar oldukça rahat yapıya sahiptirler; ancak yine de ortalamaya bakıldığında rahat yapılı insan sayısı azdır. Geriye kalan kesim ise, belirli konuları kafasına takanlar ile her şeyi kafaya takanlar arasındaki dilimdir.

Hayatımız için önemli olayların zihnimizi en azından bir süre meşgul etmesi normaldir. Ancak örneğin çok önemli bir iş görüşmesinin sonucu, bir sınava hazırlanma süreci veya sevgilimizden ayrılmak gibi özel durumlarda düşünme süresinin giderek belirsiz hale gelmesi ve bu düşüncelerle sürekli yaşar hale gelmemiz tabi ki iyi bir durum değildir. Çünkü düşünmekten kaçınamadığımız düşünceleri kesintisiz şekilde düşünmeyi sürdürdükçe bunlar beynimizi daha da ele geçirecektir.

Bununla ilgili bir örnek vermek istiyorum ve sonrasında hemen her şeyi kafaya takmamak için ne yapmalı? Sorusuna geçeceğim.

Erkekler askere gittiklerinde hemen her askerimiz “şafak saymak” şeklinde tabir edilen askerliğinin bitiş süresini gün gün sayar. 300, 299, 298… şeklinde geçer günler. Ancak bu durum aynı zamanda şafak sayan askerin bir an önce askerliğini bitirmek istediğinin de bir dışavurumudur. Her geçen gün saymaya devam ettikçe terhis gününü daha fazla düşünür ve hâlâ o güne ulaşamadığı için de stres seviyesi artar.

Askerlik eğer özel bir durum, vatani görev diyorsanız başka bir örnek vereyim: Sevilinizden ayrıldınız ve çok seviyordunuz. Ne yapardınız? Büyük çoğunluğumuz haftalarca üzüldükten sonra bu ‘ayrılık’ düşüncesinin nedenlerini, sonuçlarını, neden böyle olduğunu ve daha da önemlisi hâlâ onu sevdiğine aylarca, belki de yıllarca, odaklanmaya devam eder. Ayrılık az şey mi dediğinizi duyar gibi oldum şimdiden? Tabi ki ayrılık zor bir olaydır. Ancak üzüntünün ve kederin süresi/sınırı yoksa bu düşünce her geçen sizi ele geçirir. Normalde belki daha kısa sürede kafanızdan atabileceğiniz bu duruma ait düşüncelerin sizde kalma süresi ve etkisi çok daha uzun sürer. Bu da size zarar verir. İşte bende bu durumdan kurtulmak için uygulanabilecek 12 adımı sizler için kaleme aldım.

Bu iki örnekten sonra şimdi daha fazla uzatmadan her şeyi kafaya takmaktan kurtulmanın yollarına geçebiliriz.

perspektif değiştirin

1. Daha Geniş Bir Bakış Açısıyla Bakmaya Çalışın

Hayatımızda olup biten küçük şeylerin tuzağına düşmemiz çok kolaydır.

Bir şeyi sürekli olarak düşündüğünüzü fark ettiğinizde şu soruyu kendinize sorun: Bu durum 4 yılımı mı alacak? Yoksa 4 haftamı mı?

Daha geniş bir açıdan olaylara bakarak bu basit soruyu sormanız sürekli düşündüğünüz şeyden hızlıca kurtulmanıza yardımcı olabilir.


Kendinizi sınırlandırın

2. Kararlarınız İçin Kısa Bir Zaman Sınırı Koyun

Eğer bir karar almak ve harekete geçmek için bir zaman sınırınız yoksa, aynı düşünceler ve türevlerinin çevresinde sürekli dönüp durursunuz. Bu nedenle bir karar almadan önce mutlak suretle bir süre sınırı koyarak kararsızlığın önüne geçmeliyiz. Aynı zamanda günlük yaşantımızda da, küçük ya da büyük karar olması önemli değil, bu kuralı uygulamalıyız. 

Küçük Kararlar İçin: Gitmeniz gereken bir yer, yıkamanız gereken bulaşıklar, yapmanız gereken bir iş veya yanıtlamanız gereken e-mailler için fazla düşünmeyin. Düşündükçe vazgeçme olasılığınız ve üşengeçliğiniz artacaktır. Bu nedenle 30 saniyeden daha kısa sürede karar verin ve yapın.

Daha Büyük Kararlar İçin: Kendinize, göreceli olarak, daha büyük kararlar için ise en fazla 30 dakika verin ve uygulayın.

panik yapmayın

3. Gününüzü Aşırı Stres Ve Düşünme İçin Ayarlamayı Sonlandırın

Aşırı stresli ya da bunaltıcı günlerin tamamından kurtulmak pek de mümkün değildir.

Ancak bu şekilde geçireceğiniz günlerin sayısını minimize ederek, ay ve yıl içinde gereksiz düşüncelerle ve stresli geçecek gün sayısını azaltabilirsiniz.

Bunu gerçekleştirebilmeniz için 3 önemli adım var:


Güne Nasıl Başlarsanız Öyle Devam Eder: Çağımızda birçoğumuz sevmediğimiz, hatta nefret ettiğimiz işlerde çalışmaya mecbur kaldık. Ayrıca iş yerlerimizde üstlerimiz ya da çalışma arkadaşlarımızla yaşadığımız sorunlar da, işimizi sevsek bile, bize iş günü sabahı veya pazar akşamları hiç de hoş olmayan duygular yaşatabilmektedir. Unutmayalım ki stresli sabahlar stresli günler anlamına gelir ve günün geri kalanı da negatif geçer. Sabahki hislerimizi kontrol altında tutabilirsek, güne daha iyi başlayabilir ve böylece kafamıza taktığımız birçok düşünceyi de savuşturmuş oluruz. Bunun için size önerim, sabah kahvaltı sırasında en sevdiğiniz kitabınızdan bir sayfa okumanız olacaktır. Eğer böyle bir kitabınız yoksa edinmeniz sizin için çok faydalı olur.

Bir Tek İşe Odaklanın ve Molalarınıza Düzenli Çıkın: İş yerinde işlerinizi önem derecesine göre kafanızda sıralayın ve en önemli işi ilk önce yapın. Aynı anda birden fazla işle uğraşmak sizi strese sokar. Ek olarak, bir işe odaklanıp saatlerce başında durmayın. Eğer uygunsanız zihninizi 2-3 dakika bile olsa boşaltacak molalar verin. Bu en basitinden çay içmek, hatta tuvalete gitmek bile olabilir.

Günlük Girdinizi Azaltın: Bundan kastım bir iş gününde zaten iş ile ilgili birçok bilgiye maruz kalıyoruz. Bunun yanı sıra bir de hepimiz maillerimizi ve sosyal medya hesaplarımızı kontrol ederek ayrıca bir bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz. Zihnimizi daha zinde ve daha az stresli tutabilmenin bir yolu da zihnimizi fazla enformasyona maruz bırakmamaktır. Bunu yapmazsak yine aşırı düşünme davranışı moduna geçerek birçok şeyi kafaya takmaya başlarız.


4. Eylem Adamı Olun 

Burada “adam” dememin nedeni bu şekilde bir deyimin olmasıdır. Cinsiyet ayrımcılığı yaptığımı sakın düşünmeyin. Konumuza dönersek, eylem adamı olmak, sizin zihninizi meşgul ederek her şeyi kafanıza takmanızı ve aşırı düşünmenizi azaltacaktır. Buna, sadece bir tek işe odaklanarak küçük bir adımla başlayabilirsiniz.


5. Her Şeyi Kontrol Edemeyeceğinizi Unutmayın

Birçok farklı durumu kontrol altında tutabileceğimizi sanmak aslında birçoğumuzun farkında olmadan yaptığı bir davranıştır. Zaten zamanla her şeyi kontrol edemeyeceğimizi anlarız ancak bu noktaya kadar zaten birçok yara almışızdır. Araba kullanırken nasıl bazı kurallar hayati sonuçları engellemek içinse, hayatımızda da bazı önemli kurallar bizim stresimizi azaltmak için vardır. Her şeyi kontrol edebileceğine inanmak ve bunu yapmaya çalışmak, zihnimize ve de bünyemize aşırı bilgi, düşünce ve stres yükler. Bin tane uçan balonu kontrol etmeye kalkarsanız balonlar sizi de götürecektir. 

Kısacası, kontrol etme düşüncesi bile başlı başına bir stres nedeniyken her şeyi denetim altında tutma arzusu bir ringte her gün boks maçına çıkıp yüzlerce yumruk yiyip, kazandığını sanmaktan başka bir şey değildir. Hayatınızı basitleştirdikçe, yüklerinizin azaldığını siz de göreceksiniz.


6. Kötü Düşüncelere Zamanında HAYIR Deyin

Bazen uykusuz olmak ya da karnımızın aç olması, duygu durumumuzu negatif etkiler ve gittikçe karamsarlaşırız. Bu türden zamanlarda kendimizi kontrol edebilmeyi mutlaka öğrenmeli ve kulağımıza olumsuz şeyler fısıldayan düşüncelere kocaman bir “HAYIR ŞİMDİ DEĞİL!” demeliyiz. 

Eğer bunu yapmayı başarırsak, iyi bir uyku, güzel bir kahvaltı ve duşun ardından aynı düşüncelere dönüp bakarsanız aslında kafamıza takmaya değmediğini ve artık moralimizi bozamadıklarını fark edeceksiniz.


7. Muğlak Korkularınızda Kaybolmayın

Birçok insanın korkuları vardır ve zaman zaman hepimiz bu muğlak, belirsiz, korkuların içinde kaybolma tuzağına takılıp düşeriz. Beynimiz hemen yaptığımız bir şey ya da yaşadığımız bir olayla ilgili olarak felaket senaryoları üretmeye başlar.

Bu tür durumlarda kendimize hemen şunu soralım: En kötü ne olabilir?

Başımıza gelebilecek bu en kötü şeyin ne olduğuna cevap vermemiz, aynı zamanda bu düşüncenin olma ihtimalinin de ne kadar düşük olduğuna inandığımızın bir kanıtı niteliğindedir. Bu yüzden, düşünme işini bu kötü şeyin, şayet gerçekleşirse, olacağı zamana bırakın. Bu, içinizde oluşan müphem korkuların da gittikçe azalmasına yardımcı olacaktır.

egzersiz yapmanın faydaları

8. Egzersiz Yapın

Bu size çok klişe ve tuhaf gelebilir.

Ancak yapılan bilimsel araştırmalarda egzersiz yapmanın iç gerilim ve endişemizi azalttığı görülmüştür.

Ayrıca egzersiz yaptıkça kendinizi daha kararlı ve özgüvenli hissedeceksiniz.

kaç saat uyunmalı?

9. Yeterince Ve Kaliteli Uyuyun

Uykunun hayatımız içindeki yeri oldukça önemlidir. Gece uykumuz ne kadar kaliteli ve yeterliyse ertesi günümüz de o derece verimli geçer.

Birçok kişi uyku faktörünü göz ardı etse de uykusuzluk bizi, tıpkı aç kaldığımızda olumsuz düşüncelerin zihnimize dolması gibi, endişeli ve kötümser hale getirir. Kaygı katsayımızın yükselmesi ve karamsar olmamız ise her şeyi kafaya takma döngüsünün yavaş yavaş başlamasını tetikler.

Eğer iyi uyuyamıyorsanız, neden iyi uyuyamadığınızı ve uykunuzu neden alamadığınızı tespit etmelisiniz.

Şayet yatağınızda rahat edememek, boyun ağrısı ya da sese karşı hassasiyet gibi fiziksel nedenlerle kalitesiz bir uykunuz varsa; bu sorunları yatak değişimi, boynu dolduran yastık kullanımı ve kulak tıkacı gibi yollarla çözebilirsiniz.


10. Rahat Ve Neşeli İnsanlarla Daha Fazla Zaman Geçirin

Sosyal çevremiz de bizim zihinsel yapımızın oluşmasında çok önemli bir yere sahiptir. Eğer sürekli karamsar insanlarla zaman geçirirseniz, bu size de zamanla kısmen sirayet edecektir. Şöyle bir örnek vereyim hemen: Diyelim ki çalıştığınız işte çok mutlusunuz ve yaptığınız işi çok seviyorsunuz. İşe yeni giren bir kişiyle arkadaş oldunuz ve bu kişi mizaç olarak oldukça karamsar ve memnuniyetsiz bir kişi. Sürekli söyleniyor, yemekleri beğenmiyor, kişisel sıkıntılarını iş yaşantısına yansıtıyor ve bu iş yerinin çok kötü olduğunu ara ara ima ediyor. Bu negatiflikler zaman içinde size de kısmen geçebilir ve siz de eskiden severek çalıştığınız işinizde artık mutsuz biri haline gelebilirsiniz. Bu nedenle, siz siz olun sizi mutlu eden veya en azından kendi karamsarlığını çevresindekilere yansıtmamayı başarabilen insanlarla ilişki kurun.

Her şeyi kafaya takmaktan kurtulmanın 10 basit yolunun böylelikle sonuna geldik. Bu maddeleri unutsanız bile unutmamanız gereken tek şey, ‘her şeyin düşüncelerimizle başladığıdır. Eğer düşüncelerimiz değişirse davranışlarımız da değişir.’ 

Bu da uzun geldiyse bunu şöyle bir formül haline getireyim:

Negatif düşünceler = Karamsar hisler ve davranışlar
Pozitifleşen düşünceler = Mutlu hisler ve davranışlar

Yorum ve düşünceleriniz benim için çok önemli. Eklemek ya da sormak istediğiniz bir şey olursa yorumlarınızı beklerim. Sevgiyle kalın…

Yorumlar

  1. Sayın admin ya eylem adamı olabilsek zaten niye kafamızda takım ki. �� Saka bi yana keske uygulayabilsek bunlari ama nerede..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevlüt bey merhaba,
      Eylem adamı olmayabilirsiniz ancak yinede diğer maddelerden birkaçını uygulamanız bile daha az kafanıza takmanız size yardımcı olabilir. Ben bir deneyin derim. :)

      Sil

Yorum Gönder

1) Yorumunuzun yazıyla ilgili olmasına özen gösterin.
2) Yazım ve dil bilgisi kurallarına mümkün mertebe özen gösterin.
3) Hakaret ve küfür içeren kelimeler kullanmayın.
4) Yorum yaparken link eklemeyin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elisa Testi Nedir, Nasıl Yapılır?

Elisa Testi Nedir?
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Elisa testi sadece AIDS testi demek değildir. Bu testler ile bazı enfeksiyona neden olan durumlar ve hormon ve proteinler de saptanmaktadır. Elisa testi, vücudun antijen adı verilen zararlı maddelere tepki olarak ürettiği proteinler olan antikorların mevcut olup olmadığını tespit etmek için yapılmaktadır. Başlıca şu hastalıkları teşhis etmek amacı ile Elisa testine başvurulmaktadır:

➤Hepatit B (sarılık), Hepatit C (karaciğer hastalığı) ve HIV (AIDS’e yol açan virüs)
➤Lyme hastalığı (bir kene türünün ısırması ile insana geçen bir bakterinin neden olduğu hastalık)
➤Rotavirüs (genelde kışın gelişen ve özellikle çocuklarda şiddetli ishale neden olan bir virüs enfeksiyonu)
➤Frengi (cinsel ilişki ile geçen ve tedavi edilmezse, körlük, felç ve delilik gibi sonuçlara neden olan kalıtımsal bir hastalık)
➤Toksoplazmozis (kaslarda ve merkez sinir sisteminde çoğalan bir parazitin neden olduğu, beyin-omurilik iltihabı, deri döküntüleri, ateş, eklem…

Ölmeden Önce Köpekler Bunları Yapıyor

Ölmeden önce köpek davranışları üzerine bir yazı yazmamızın nedeni, siz değerli okurlarımızı üzmek değil. Sadece bu konu üzerine bir fikir edinmek isteyenlere bilgi vermektir. Bildiğimiz gibi ölüm tüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur ve birgün tüm sevdiklerimizle vedalaşacağız. İşte bundandır ki hayatımızda çok önemli yeri olan sadık dostlarımız olan köpeklerimize, en azından, veda etme şansımız olabilir. Çünkü köpekler ölmeden önce bazı tipik davranışlar sergilemektedirler. Şimdi bu davranışlara kısaca göz atalım.

Hareketlerde AzalmaKöpekler yaşlandıkça hareketleri normal olarak yavaşlar. Ancak köpekler ölümleri yaklaştıkça daha da hareketsizleşirler. Köpekler yaşlandıkça yürüyüşe çıkmaya pek hevesli olmadıkları gibi oyun oynamak da pek istemezler. Köpeklerin ölümü iyice yaklaşınca aynı pozisyonda saatlerce yatarlar. Bunun dışında gece ya da gündüzün tamamına yakınını da uyuyarak geçirirler. Köpek bu haldeyken kalkmak istese bile, ayakları vücudunun ağırlığını taşıyacak enerjiyi bu…

Küçük dil ne işe yarar?

Küçük dil,yumuşak damağın arkasından sarkan parmak şeklindeki minik organdır. Bu organ, ancak kişi ağzını tamamen açtığı sırada görülebilir. Küçük dil, her ne kadar minik olsa da insan vücudunda birtakım işlevlere sahiptir.

Bu yazımızdaküçük dilin insan vücudunda ne işe yaradığından bahsetmeye çalışacağız Küçük dilin bazı işlevleri şunlardır.

Küçük dilin bilinen en önemli işlevlerinden biri konuşma, diğeri ise yutmadır.Yutkunurken ya da konuşurken yukarı hareket ederek hava yolunu kapatacak kapakçık görevini görerek buruna bir şey kaçmasına da engel olur.Sesin titremesine yardımcı olur.Fransızca, İspanyolca ve İbranice gibi dillerde konuşulurken küçük dilin yardımı alınır ve küçük dil ünsüzü kullanılır.Nefes borusuna yiyeceklerin kaçmasına engel olur.Küçük dildoğru çalışmaz ise ses burundan çıkmaktadır ve sessiz harflerin zor telaffuz edilmesine neden olur.Bazı seslerin konuşurken telaffuz edilmesine yardımcı olur. Doğru şekilde konuşabilmek için seslerin doğru şekilde telaffuz edilmesi…

Kalp Krizi mi Geçirdim? Kalp Spazmı mı?

Kalp spazmı son yıllarda şehirleşmenin artmasıyla stres, çalışma hayatı, sağlıksız beslenme, sigara vb. nedenlerle günlük hayatımızda eskiye nazaran daha sık karşılaştığımız kelimelerden biri haline geldi. Peki, kalp spazmı ile kalp krizi arasındaki farklar nelerdir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki kalp spazmıbazı durumlarda kalp krizi ile karıştırılabilen bir kavramdır. Bu iki kavramı birbirinden ayırmak için en iyi yol kalp krizi nedir? Sorusunu yanıtlamaktır. Kalp krizi en kısa tanımıyla, kalbin bir bölümüne kan akışının durması ve bundan dolayı kalbin oksijensiz kalması durumudur. Eğer kan akışı yeniden hızlı bir biçimde kalbe ulaşmazsa, kalbin oksijensiz kalan bu bölümündeki hücreler ölmeye başlar. Kalpkrizi durumunda kalbin aldığı hasarın seviyesi kalbe ne kadar uzun süreyle kan akışının kesildiğine bağlıdır.


Kalp Krizinin En Yaygın Belirtileri Göğüste rahatsızlık, göğüste yanma, sıkışma hissi, ağırlık hissiVücudun üst bölgesinde (çene, omuzlar, boyun bölgesi, kollar ve sırt) rah…

Kalp Krizi Riskini %70’e Kadar Azaltın

Kalp krizi riski denildiğinde birçok insanın ürperdiğini düşünüyorum. Ancak maalesef içtiğimiz su kadar gerçek bir olgu kalp krizi. Özellikle günümüzde kalpkrizi riskinin geçmişe nazaran daha da artmış bir vaziyette olduğunu söyleyebilirim. Bunda beslenme, stres, sigara kullanımı ve hareketsiz kalarak vücudumuzdaki yağ oranını artması ana etkenler.
Peki, sizlere Iowa Eyalet Üniversitesi tarafından yapılmış bilimsel bir çalışmaya dayanarak, haftada sadece 1 saatlik bir çalışmayla kalp krizi geçirme riskini %70’e kadar azaltma şansınız olduğunu söylesem ne cevap verirdiniz. Eğer bu bilgi size de ilginç geldiyse, yazının kalanını okumaya devam edin derim.
Spor yapmak ve kalp hastalıkları arasında ters orantı olduğunu herkes bilir. Özellikle düzenli yürümek, bisiklete binmek ve yüzmek kalbe iyi gelen sportif etkinliklerdir. Ancak her şeyin hızlı aktığı çağımızda birçok insan bu aktiviteleri, fazla zaman aldığından dolayı, gerçekleştiremiyor. Ancak size önereceğim egzersizi ister evde is…
©Tüm Hakları Saklıdır.2016-2019