AIDS’in Kökeni Nedir?


HIV’in Kökeni Nedir?

AIDS’in kökeni ya da HIV’in kökeni yapılan araştırma ve bilimsel çalışmalarda geçmişte tam netleşmemiş bir konudur. Bunun nedeni ise virüsün 1980’li yıllarda tanımlanmış olmasıdır. Ancak günümüzde HIV’in ilk başladığı yer ve nasıl oluştuğuyla ilgili zengin kanıtlar vardır.

AIDS hastalığının ana nedeni olan HIV’in kökeni günümüzde Demokratik Kongo Cumhuriyeti içerindeki alanda 1920 yılında şempanzelerden insanlara bulaşmıştır. Bulaşmanın nedeni ise bu bölgede yaşayan insanların avladıkları bu hayvanları yemeleridir. Bu şekilde HIV ile yakından ilişkili olan SIV virüsü, bu virüsü taşıyan şempanzelerden (Simian Immunodeficiency Virus) insanlara bulaşmıştır. 


HIV İle SIV Arasındaki Bağ Nedir?

HIV, bağışıklık sistemine saldıran bir lentivirüs tipidir. Aynı şekilde SIV de şempanze ve maymunlarda bağışıklık sistemine saldıran bir virüstür.

HIV ile ilgili yapılan araştırmalarda HIV ile SIV arasında çok sayıda benzerliğin olduğunu ortaya koymaktadır. Şempanzelerde bulunan SIV’in bir türü HIV-1 ile yakından ilgilidir ve HIV-2 ise Batı Afrika’da yaşayan bir maymun türündeki SIV ile yakından ilgilidir.


HIV Maymunlardan mı İnsanlara Bulaştı?

Araştırmacılar 1999 yılında şempanzelerde bulunan bir SIV türünün insanlardaki HIV ile neredeyse aynı olduğunu keşfetmişlerdir.

Bulunan bu bağlantıyla HIV-1’in kaynağının şempanzeler olduğu kesin şekilde anlaşılmış ve bu virüsün belli bir noktada ya da zamanda insanlara bulaştığı netleşmiştir. 

Zaman için var olan iki farklı SIV virüsü türü birleşmiş ve diğer virüsün diğer maymunlara bulaşabilmesini sağlayan 3. tür SIV virüsü yani SIVcpz adlı virüsü meydana getirmişlerdir. İşte insanlara da bulaşabilen virüs türü bu SIVcpz türüdür.


HIV İnsanlara Nasıl Bulaştı?

Kabul edilen en yaygın teori “avlanma”dır. Bu senaryoda SIVcpz virüsü, şempanzeler avlanırken insanlara kanının bulaşması ve şempanzenin avlanarak yenmesi sonucu insanlara da bulaşmıştır. Normalde, avcının vücudu virüsle aslında savaşabilirdi. Ancak bu noktada SIVcpz virüsü bu yeni insan vücudundan konağı çok sevdi ve kendini adapte ederek HIV-1’e dönüştü.

Bunun yanı sıra HIV dört temel gruba ayrılır. Bu gruplar O,P,M,N gruplarıdır. Bunlar genetik açıdan bakıldığında birbirinden çok ufak farklarla ayrılmaktadırlar.

Yapılan bilimsel araştırmalarda en yaygın HIV türü olan HIV-1’in aslında M grubu olduğu ortaya çıkmaktadır. Öyle ki bu grup dünya en yaygın görülen ve can alan HIV türüdür.


HIV-2 İnsanlara Nasıl Bulaştı?

HIV-2 aslında şempanzeden ziyade bir maymun türünde bulunan SIVsmm virüsünden gelmektedir. Bu virüsün insana geçmesi ise yine maymun ve şempanzelerin avlanarak etlerinin tüketilmesi sonucu gerçekleştiği düşünülmektedir.

Ancak bu türün insana bulaşma riski HIV-1’e göre daha düşüktür. Sonuç olarak bu tür genellikle Mali, Moritanya, Nijerya ve Sierra Leone gibi Batı Afrika ülkelerinde görülmektedir.


İnsanlarda HIV Nerede Ve Ne Zaman Başladı?

HIV’in ortaya çıkışı üzerine yapılan ilk çalışmalar ortaya çıkış zamanı hakkında bilim insanlarına önemli kanıtlar sunmuştur. Doğrulanmış ilk HIV vakası 1959 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Kinshasa adlı bölgede yaşayan bir adamdan alınan kan örneğine dayanmaktadır. Bu kan örneği geçmişe yönelik olarak analiz edilmiş ve bunun sonucunda da kanda HIV tespit edilmiştir.


HIV Afrika’da Mı Başladı?

Bilinen en eski HIV örneklerini kullanan bilim insanları bu örnekler sayesinde bir “HIV soyağacı” oluşturmuşlardır. Bu soyağacı sayesinde virüsün geçirdiği değişim ve başlangıç noktası ortaya çıkmıştır.

Bu çalışma sonucunda SIV’den HIV’e ilk dönüşümün 1920’li yıllarda Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Kinshasa bölgesinde olduğu ortaya konmuştur.

Bu bölge ayrıca dünyadaki HIV türlerinde en fazla genetik çeşitliliğin de görüldüğü bölgedir. İlk AIDS vakalarının büyük kısmı burada kayıt altına alınmıştır.


HIV Virüsü Kinshasa’dan Dışarıya Nasıl Çıktı?

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Kinshasa bölgesi nehir, otoyol ve tren yollarının kesişim noktasıdır. Bölgede aynı sıralarda büyümekte olan seks ticareti HIV’in bu bölgede yayılmasına neden olmuştur. Bu bölgenin yoğun göç alması ve seks ticareti, bu rota üzerindeki diğer bölgelere HIV’in nasıl yayıldığını da açıklamaktadır. 1937 yılına kadar virüs, Kinshasa’nın 120 km batısındaki Brazzaville’e ulaşmıştır.  

Bu dönemde ülkenin kuzeyi ve doğusuna ulaşımın olmaması, virüsün bu bölgelerde ciddi anlamda düşük seviyelerde görülmesinin temel nedenidir.

1980 yılına kadar Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki HIV bulaşmış insanların yarısının Kinshasa’nın dışındaki bölgelerde olması aynı zamanda salgının büyüme rotalarını da ortaya koymaktadır.


Haiti Neden Önemli?

1960’larda HIV’in bir alt türü olan ‘B’ (ki M grubunun bir alt türüdür) Haiti’ye doğru yola çıktı. Nasıl mı? 1960’lı yıllarda Haiti’den Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gelen işçiler bu yılların sonlarına doğru ülkelerine geri dönmeye başladılar.

Başlarda Haititililer HIV salgınından sorumlu tutuldular ve suçlandılar. Bunun yanı sıra ciddi anlamda da ayrımcılığa maruz kaldılar.

HIV-1’in alt tipi olan M, küresel düzeyde HIV’in coğrafi olarak en yaygın türüdür. 2014 yılına kadar bu alt tipin 75 milyon insana bulaştığı tahmin edilmektedir.

ilk AIDS vakası

1980’lerde ABD’de Neler Oluyordu?

Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı kişiler ve yayın organları HIV’in ABD’de 1980’li yıllarda başladığını söylerler. Ancak bu HIV’li ilk hastanın fark edildiği tarihtir ve resmi olarak yeni bir hastalık olarak tanımlanmıştır.

1981 yılında nadir olarak görülen birkaç vaka New York ve Kaliforniya’da ki geyler arasında bir kanser türü olan ‘Kaposi Sarkomu’ adlı bir hastalık ve PCP adı verilen bir akciğer enfeksiyonu ortaya çıktı. Hiç kimse bu kanserin ve fırsatçı enfeksiyonun nasıl yayıldığını bilmiyordu. Ancak onları hasta eden şeyin bir enfeksiyon olduğu açıklaması yapılmıştı.

İlk başlarda hastalığa isim olarak geylerle ilgili kelimeleri içeren isimler verildi. Fakat bilim insanlar 1982 yılının sonuna doğru bilim insanları bu hastalığın eroin kullanıcıları ve hemofili hastaları arasındaki popülasyon arasında yayılmış olduğunu açıkladılar. Bu şekilde hastalığın adı AIDS olarak son şeklini almış oldu.

Çok yakın bir tarih olan 1983 yılında Fransa’da ki Pasteur Enstitüsü’ndeki araştırmacılar tarafından izole edilmiş ve tanımlanmış HIV virüsü sadece bir taneydi. Orijinal adı ise LAV (Lenfadenopati İlişkili Virüs) idi.  Fransızlar ABD’deki Ulusal Kanser Enstitüsü’nde izole edilmiş HTLV-III adlı benzer bir virüsün üzerinde çalıştıklarında AIDS’in nedeni doğruladılar. LAV ve HTLV-III virüsleri daha sonra aynı virüs olarak tanımlanmışlardır.     


Kaynak: 


Yorum Gönder

0 Yorumlar