Renk Körlüğü Nedir? Nasıl Anlaşılır?

renk körlüğü nedir

Renk körlüğü daha çok Kafkasya ve Asya coğrafyasındaki erkeklerde görülme ihtimali olan renkleri ayırt edememe rahatsızlığıdır. Şimdi renk körlüğü nedir? Sorusunu daha ayrıntılı şekilde cevaplayalım.

Renk Körlüğü Nedir?

Renk körlüğü dünyada yaklaşık olarak her 200 kadından 1’ini ve her 12 erkekten 1’ini etkileyen renkleri görme yetersizliği olarak da bilinen hastalıktır. Britanya’da, yukarıdaki rakamlara göre, toplam nüfusun yaklaşık %4,5’i yani yaklaşık olarak 3 milyon insan da bu hastalık bulunmaktadır. Renk körlüğü olan bu insanların ise çok büyük bir kısmı ise erkeklerden oluşmaktadır.  

Renk körlüğünün farklı nedenleri vardır. Bu nedenler renkleri görme eksikliği olan insanların çoğu için genetiktir ve yaşlanma süreci ile ilaçlardan dolayı hastalığı edinmiş ya da diyabet ve çoklu sertleşim gibi diğer hastalıklar neticesinde renk körlüğü olan bazı insanların annelerinden kalıtımla çocuklarına geçmiştir.

Renk körü olan çoğu insan diğer insanlar gibi nesneleri görebilir. Ancak renk körlerini diğer insanlardan ayıran bazı özel renkler vardır: Kırmızı, yeşil ve açık mavi. Renk körleri bu renkleri diğer insanlar gibi tamamen göremezler.

Renk körlüğünün farklı tipleri vardır ve herhangi bir rengin tamamını görme yetisinin olmaması durumuna çok nadir rastlanır.

Renk körlüğünün en yaygın olan şekli kırmızı-yeşil renk körlüğü olarak bilinen tipidir ve insanların da en sık yaşadığı renk körlüğü bu türdür. Bu türe her ne kadar kırmız/yeşil renk körlüğü dense de aslında anlamı, diğer tüm renklerin içindeki var olan kırmızı ve yeşile karşı da körlüğün gelişebilmesidir. Buna bir örnek vermemiz gerekirse, kırmızı/yeşil renk körlüğü olan bir kişi ‘mavi’ ya da ‘mor’ renklerini gördüğünde de kafası karışır. Bunun nedeni, bu kişinin aslında mor rengin içindeki kırmızı elementi de görememesinden kaynaklanır.

Kısaca, renk körlüğü olan bir kişi pembe bir kalemi gri, mor bir kalemi de mavi olarak görecektir.
Benzer sorunlar kırmızılar, yeşiller, portakal renkleri, kahverengiler, morlar, pembeler ve grileri etkileyen tüm renk spektrumunda ortaya çıkabilir. Hatta siyah rengi bile koyu yeşil ya da koyu mavi olarak görmek kafa karışıklığına neden olabilir.

İstatistiksel olarak bakıldığında ise kırmızı/yeşil renk körlüğü olan çoğu insanla konuşulduğunda 24’lü boya kaleminin yer aldığı bir kutudaki renklerden sadece 5 rengi tamamen doğru şekilde tanımlayabildikleri görülmüştür. Ayrıca burada tanımlanabilen renk sayısının da renk körlüğünün tipine göre değişkenlik gösterebileceği ifade edilmiştir.

renk körlüğü hastalığı

Renk Körlüğünün Nedenleri

Renk körlüğü genellikle genetik kökenli yani doğuştan gelen bir hastalıktır. Kırmızı/yeşil ve mavi renk körlükleri çoğunlukla anne-babadan çocuğa geçer. Genetik kökenli bir hastalık olan renk körlüğü X kromozomuyla ilişkilidir ve bu nedenle de kadınlardan daha çok erkekler üzerinde etkilidir.

Dünya genelinde yaklaşık 250 milyon renk körü olduğu tahmin edilmektedir. İngiltere’de yapılan bir araştırmada ise toplam nüfusun %4,5’inde ve erkek popülasyonunun ise %8’inde renk körlüğü hastalığı vardır.

Renkleri görme yetersizliği olan insanların büyük çoğunluğunda bu hastalık annelerinden kalıtımsal olarak geçmiştir. Ancak anneler genellikle hastalığın sadece taşıyıcısıdırlar ve renk körü değildirler. Kalıtımsal olarak renk körlüğü olan insanlarda renk körlüğü hayatları boyunca ne daha iyiye ne de daha kötüye gider ve hep aynı kalır.

Renk körlüğü bazı insanlarda ise diyabet, bazı karaciğer hastalıkları ve neredeyse tüm göz hastalıklarına uzun süre maruz kalmaları yüzünden ortaya çıkabilmektedir.

Göz retinamızda 2 tip ışık hassasiyeti olan, çubuk ve koniler de denilen, hücreler bulunmaktadır. Her iki hücre de görüntüleri işleyen gözümüzün arkasındaki tabakadaki retinada bulunurlar. Çubuklar ışığın az olduğu koşullarda gece görüşüne yardımcı olmak için çalışırlar. Ancak koniler gün ışığında çalışır ve ışığın ayrıştırılmasından sorumludurlar.

3 tip koni hücresi vardır ve her tip farklı ışık dalga boylarına karşı hassastır. İlk tip koni mavi ışığı algılar. İkincisi yeşili ve sonuncusu ise kırmızıyı algılar. Bir nesneye baktığımızda ışık gözümüzün içine girer ve konileri uyarır. Ardından beynimiz koni hücrelerinden gelen sinyalleri yorumlar. Böylece nesnelerin renklerini görebiliriz. Kırmızı, yeşil ve mavi koniler tüm renk spektrumunu algılayabilmek için birlikte çalışırlar. Örneğin, bir şekil kırmızı ve mavi koniler uyarıldığında biz mor rengi görürüz.

Tamamen fiziksel nedenlerle oluşan renk körlüğü bilim insanları tarafından hâlâ araştırılmaktadır. Ancak renk körlüğünün genellikle konilerin kusurlu olmasından kaynaklandığına inanılmaktadır. Hatta bazen konilerden beyne giden yolaklardaki hasardan dolayı da renk körlüğü oluşabilmektedir.

Renkleri sağlıklı şekilde görebilen insanlarda bu üç tip koni/yolak düzgün bir şekilde çalışmaktadır. Ancak bu konilerden bir veya daha fazlasının hasar görmesi, renk körlüğüne neden olabilir. Örneğin, kırmızı koni hasar görürse kırmızı tonlarını net biçimde görememeye başlarız. Renk körlüğü olan birçok insan kırmızı ve yeşilin tonları yeterli şekilde göremezler.


Renk Körlüğü Tipleri Nelerdir?

Kalıtımsal renk körlüğünün birkaç tipi vardır. Şimdi bu tiplere daha yakından bakalım.


Trikromasi

Normal şekilde renklerin görülebilmesi için ışık konilerinin 3 tipi de doğru şekilde kullanılır ve buna trikromasi denir. Bütün renkleri sağlıklı şekilde görebilen insanlara da tıp dilinde trikromat denmektedir.


Anormal Trikromasi

Kusurlu trikromatik görüşe sahip biri kısmi olarak renk körü olarak değerlendirilir ve buna anormal trikromasi denir. 3 koni tipinin tamamında bu rahatsızlık olan insanlarda açık renkler algılanabilir, ama konilerden bir tanesi ise biraz daha açık renkleri algılayabilir. Böylece hasarlı ya da kusurlu koni tiplerinin etkisine bağlı olarak 3 farklı tip renk körlüğü ortaya çıkar.

renk körlüğü

Bunlardan ilki kırmızı renk hassasiyetindeki azalma demek olan protanomali, yeşil renk hassasiyetindeki azalma ise döteranomali olarak adlandırılır. Öyle ki bu tip en yaygın renk körlüğüdür. Sonuncu renk körlüğü ise, en nadir renk körlüğü tipi olan mavi renk hassasiyetindeki azalma anlamına gelen tritanomalidir.

Anormal trikromatik görüşün etkileri neredeyse normal renk algılamasından, neredeyse kusurlu renk algılamasının olmamasına kadar olan aralıkta sıralanabilir.

Döteranomali ve protanomalisi olan insanlar genel olarak kırmızı/yeşil renk körlüğü olan hastalardır ve bu hastalar kırmızı, yeşil, turuncu ve kahverengi arasındaki farkı çok zor ayırt edebilirler. Ek olarak, mavi ve mor renkleri de genel olarak bu hastaların kafalarını karıştıran renk tonlarıdır.

Mavi renge hassasiyeti azalmış olan hastalar mavi-sarı, mor-kırmızı ve mavi-yeşil arasındaki farkları tanımlamakta zorlanırlar. Bu nedenle bu insanlar dünyayı genel olarak kırmızı, pembe, siyah, beyaz, gri ve turkuaz renklerden ibaret olarak görürler.


Dikromasi

Dikromatik renk görüşü olan insanlarda 3 tip olan konilerden sadece 2 tanesi bulunur. Dolayısıyla olmayan bir tip koninin özellikleri gözde de olmaz. Yani göz, ışık spektrumunda belirli bir renk aralığını algılayamaz. Daha kolay anlaşılması için biz ışık spektrumundaki bu alanlara kırmızı, yeşil ya da mavi diyoruz.

Işık spektrumundaki kırmızı ve yeşil koniler üst üste binerek algılama işlemini gerçekleştirirler. Bu nedenle de kırmızı/yeşil renk görüşündeki eksiklik sıklıkla kırmızı/yeşil renk körlüğü olarak adlandırılırlar.

Dikromasi renk görüşünün de farklı tipleri vardır. Bunlar, kırmızı rengi algılamakta zorlanan kırmızı körlüğü de denen protanopi, yeşil rengin algılanmasındaki yetersizlik olan yeşil körlüğü de denen döteranopi ve mavi renk rengin algılanmasındaki güçlük olan tritanopi yani sarı-mavi körlüğüdür.    

Kırmızı ve yeşil renklerini görme sorunu olan insanların her ikisi de loş bir dünya görürler. Kahverengi, portakal rengi, kırmızı ve yeşilin tonları bu hastaların kolayca kafasının karışmasına neden olur. Her iki grup insanda da mavi ve mor renkler biraz kafa karıştıracaktır. 

Kırmızı-yeşil renk körlüğü

Ancak iki kırmızı/yeşil yetersizliği arasında bazı özel farklar da bulunmaktadır:


Protanopi

Kırmızı renk körü olanların kafasını aşağıdakiler daha çok karıştırmaktır:


Kırmızının siyaha yakın tonları

Koyu yeşilin, koyu portakal renginin ve koyu kırmızının koyu kestane rengine yakın tonları

İçinde orta derecede yeşil olan portakal rengi


Döteranopi

Yeşil renk körü olanları kafasını aşağıdakiler daha çok karıştırmaktadır:


İçerisinde biraz yeşil olan orta derecedeki kırmızı

İçerisinde gri ve pembe olan mavi ve yeşil renk

Açık/parlak yeşil

Soluk pembe

Kırmızı ve kahverengi karışımı

İçerisinde leylak rengi olan açık mavi


Tritanopi

Tritanopi hastaları için en yaygın renk karmaşası açık mavi ile sarının tonlarıdır.

Monokromatik renk körlüğü

Monokromatik Renk Körlüğü


Monokromatik görüşe sahip hastaların dünyaları gridir ve sadece siyahtan beyaza doğru olan bir renk yelpazesi görürler. Yani bu hastaların dünyası tıpkı siyah-beyaz televizyonların olduğu dönemdeki gibidir. Bundan dolayı bu renk körlüğü tipine “tam renk körlüğü” de denmektedir. Bu tip oldukça nadir olarak görülür ve yaklaşık 33.000 kişide 1 kişi gibi bir rastlanma oranına sahiptir.

Renk körlüğü tipleri içinde hastanın hayatını en fazla zorlaştıran renk körüğü tipi de monokromatik renk körlüğüdür.


Renk Körlüğü Nasıl Teşhis Edilir?

Renk körlüğü teşhisi tabi ki bir göz doktoru tarafından renk körlüğü testi neticesinde ortaya çıkarılabilecek bir durumdur.

Normal, rutin, bir göz muayenesinde renk körlüğünün ortaya çıkması çok zordur. Bunun için doktorunuzun ekstra bazı renk körlüğü testleri yapması gerekecektir. Çünkü normal görme bozuklularından farklı olarak renk körlüğünde renklerin hasta tarafından ayırt edilip edilemediğinin incelenmesi gerekir.

Renk görüş bozukluklarını ölçmek için aslında birçok test vardır ama bunların arasında en yaygın kullanılanı Ishihara renk testidir. Bu test kırmızı/yeşil renk körlüğünü test edebilirken, mavi renk körlüğünü test edememektedir.

renk körlüğü teşhisi

Bu testte iki veya daha fazla düzenli noktalardan oluşturulan toplam 38 adet tabaka vardır. Bu tabakalar test esnasında hastanın önüne konur ve tabakada gördüğü numara sorulur. Tabakalardan bazılar sadece normal renk görüşüne yönelik bilgi verirken, bazılarıysa sadece renk körü olan hastaların görebileceği yönünde bilgi vermektedir. Eğer verilen cevaplarda hata kesin ise “renk körü” olarak teşhis konur. Bu tabakalardan bazıları ise aşağıdaki gibidir ve en azından şüpheleriniz varsa bir fikir edinmenize yardımcı olabilir.

Tabi renk körlüğü testi olarak kullanılan daha ayrıntılı testler de dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu testler vasıtasıyla bir kişinin renk körü olup olmadığı ortaya çıkarılabilir ve belirli bir meslek için uygun olup olmadığı da belirlenebilir.

Özellikle makinist, kaptan, pilot vb. meslek grupları için biraz daha farklı ve detaylı olan fener testi de kullanılan renk körlüğü testlerinden biridir. Bu tür testlerde güvenlik nedeniyle renklerin kesin bir şekilde ayırt edilebilmesi gerekir. Testte zaten bunu anlayabilmek için yapılan bir testtir.


Renk Körlüğü Tedavisi

Renk körlüğü tedavisinde öncelikle şunu belirtmek gerekir ki kalıtımsal olan yani doğuştan renk körlüğünün günümüzde herhangi bir tedavisi bulunmamaktadır.  Renk filtreleri ya da renk körlüğü lensleri bazı renkler arasındaki parlaklığı arttırmak için bazı durumlarda kullanılmaktadır. Ancak birçok renk körü için bu yöntemler yardımdan ziyade hastalarda daha çok kafa karışıklığına neden olabilmektedir.

Renk körlüğü tedavisi üzerine söylenebilecekler tabi bu kadarla sınırlı değildir. Genetik alanında son yıllarda yaşanan bazı gelişmeler de doğuştan renk körlüğü tedavisi için yeni umutlar ortaya çıkarmıştır. Bu yöntemde gözün içine genetik bir materyal enjekte edilecek ve bu şekilde renk körlüğü ortadan kaldırılmaya çalışılacaktır. Ancak şu an bu tedavi insanlarda henüz denenmemiş ve süreç sadece maymunlar üzerinde çalışmalarla ilerlemektedir.

Edinilmiş renk körlüğünde ise kaza sonucu meydana geldiği için tedavi edilebilmekte ve yeniden normal renk görüşü sağlanabilmektedir.

Yorum Gönder

0 Yorumlar